Abr 26 2008, 17h10
This Confession Means Nothing
İsmi bile beni vuruyor.Sürekli bir şekilde yaşadığım bişey çünkü.Birşeyler oluyor,başta söylenmesi gerekeni iş işten geçtikten sonra yürürlüğe koyunca tam olarak "means nothing" durumu ortaya çıkıyor.Hayatımı insanların arkasından yaşamıyorum,bu tip geç kalmalarda bulunmuyorum (sanırım?) ama nasıl desem... bir eksiklik var hayatımda.
Hiç kimseye hayatımda tam anlamıyla güvenemedim.Aileme bile güvenmiyorum aslında.Hani şu sizin "koruyucu,arkanı kollayıcı" dediğiniz olgu olan aile benim için pek birşey ifade etmiyor.Beni sevmeyeni sevemem ben,beni olduğum gibi kabul etmeyenlerle yaşayamam..Sorun bende değil,elimden geleni yapıyorum üst insan olabilmek için.Ama Nietzche'nin dediği gibi üst insan olanlara diğerlerinin hizmet etmesi gerekir.Bilmem bende üst insanlık var mıdır ancak bunu bir şekilde sınıflandıramazsın ki?Kendine göre üst insansan öylesindir.İnsan kendi doğrularıyla yaşar öyle değil mi?Yani kendi kararları onu bir yerlere getirir,doğru ya da yanlış o onundur.Başarılı olursa kendi olur,dibe batarsa yine kendi olur.Haha başarılı olunca etrafındakilerin yardımıyla olmuştur "Biz onu bugünlere getirdik,ben büyüttüm" olur.Dibe batarsa ya tanımamazlıktan gelirler ya da "hamurunda vardı" derler.İyi sahiplenilir,kötü dışlanır.İnsan değişik bir varlık.En pislik,en piç varlık o ayrı.Bir klişe vardır ya "İnsanları tanıdıkça hayvanları daha çok seviyorum"..Sende insansın be kardeşim,gün gelir kazara birinin yardımı dokunur sana o zaman seversin insanı.Ütopik,düşündükçe çözemiyorsun.Ama kendini büyük görmenin bi manası yok,herkes aynı boktan geliyor sonuçta.İyi-Kötü kavramına hiç inanmadım,çok rölatif birşey bu.Ah bana sorarsanız iyi ve kötü yoktur,insana göre yararlı ya da zararlı vardır.Her insan kendi çıkarını savunur,amaçları,hırsı uğruna o piç egosunu tatmin etmek için yapamayacağı şey yoktur.
Eh bunları konuşuyorsun madem sen kendini nasıl görüyorsun?İnsan değil misin sen başka bi cins misin? gibi sorular sorabilirsiniz,çok normaldir.Bunları siz bir kat yaşıyorsanız ben iki kat yaşıyorum.Önceden çok kırılıyordum,çok yaralıyordu bu olanlar.Demek istediğim dünyanın bu hali.Ya da "insanlığın" bu hali.Sonra aynı bir türk edasıyla "Yavrum sen mi kurtaracan bu dünyayı,bırak allaaasen hayatını yaşa.Şurda ülke şartlarında kaç sene yaşayabilirsin ki zaten?" dedim kendi kendime.Küçük şeylerden mutlu olmayı öğrenmek lazım esasen.
Başka bir konuya gelelim.Çok duygusuz bir insanım ben.Yani,en kötü şeye karşı bile nötr kalıyorum.Aldılar bütün duygularımı,ilhamımı,herşeyimi elimden.Çok pislik bi duruma düştüm.Aşağılık,iğrenç bir yaratık oldum.Benim suçum değil,çok ciddiyim.Kimseye güvenmem demiştim ya,bir kere güvenip neler olduğunu gördüm.Olanları ben haketmiştim sanırım,gerçekten hakettim ki karma beni cezalandırdı.Evet,allah yoktur.Olsa biz bu kadar zevkine düşkün ibneler olmazdık.Olsa bu kadar hayvani olmazdık,bir farkımız olurdu içgüdüyle hareket edenlerden.İnek bile kırmızı ışıkta geçmezken bizimkiler hop zıp karşıya geçiyorlar,bakın halimize ahahaha.
İleriyi görebilmek çok kötü birşey.Geleceğimi görüyorum,geleceklerini görüyorum,mutsuzluk görüyorum,acı görüyorum.Zaten insanın yapısını göz önünde bulundurursak mutlu olmasını nasıl bekleyebiliriz ki?Doyumsuz,sürekli fazlasını isteyen hayvanlar.Sanki hakediyorsun da sürekli daha fazlasını istiyorsun.
Çok random yazıyorum biliyorum,duygularım alındığından beri yazı yazamaz oldum çünkü.Bu yazıyı okumanızı beklemiyorum,o da ayrı.Çok fazla gelir size okuması.Kolaya kaçmak...Ulan ne pisliğiz be ahahha.
Hiçbir fikri olmayan insanımsının hiçbir amacı olmayan yazısını okudunuz,tebrikler ^^