Jun 26 2008, 19h43
hayat tuhaftır;
en boktan hayvanın bile kalbi vardır.
seni üzen her şeyi ortadan kaldır...
bu gezegen çok büyük, durmuyor. sürekli büyüyor ve bi' taraftan sürekli götürüyor. aldıkları fazla önemsenmiyor ilk başlarda, hani büyüyor ya! getirecekleri daha bi' önem kazanıyor. ama öyle olmuyor, damlaya damlaya göl oluyor ve akut olmasada zamanı geliyor. sürekli ufak ufak ruhumdan aldıkları, bir insan için bi' kol, bir ülke için bi' şehir, bir ana için bi' evlat gibi olunca zihinsel bi' acı veriyordu. düşüncenin 1m²si için 1m3 nöronum ölüyordu. bi' taraftan büyüyüp m3 m3 kaybettiğim beynim sızlamaya başlıyor, göz çukurlarımdaki kızgın bilyeleri çıkarma isteğiyle irkilen sağ elimi sol elimle kontrol altına almaya çalışıyordum..
buna düşünce vurgunu deniyor..
bir beynin düşünce vurgununa uğraması için, tümce sürgününe gönderilmiş düşüncelerin sürgün isyanı başlatarak sürgünden dönme kararı alması gerekir..
tümce sürgününe gönderilen düşünceler, ruhun hissedip haykırmak istediği ancak haykırmaması gereken kelimelerden oluşan mantıksal olgu yoğunluklarıdır. bu ertelenmiş mantıksal olgu yoğunlukları bir yerden sonra kendi içlerinde mantıksal olgulara dönüşür ve beynin mantıksal gerçeklerle ilerlediğini düşünen ancak her şeyi mantıksal olgu yoğunluğu olarak erteleyen, çalışan kısmına karşı çalışmaya başlar..
bu nokta şizofrenidir..
mantıksal olgu yoğunluklarından mantıksal olgu haline gelen düşünceler mantıksal gerçek olarak yaşanmaya başlanır. isyan çıkmıştır ve mantıksal olgu yoğunluğuyla başlayan yolculuk mantıksal gerçekliğe ulaşmıştır. bunlar olurken sorgulanan eski mantıksal gerçeklerde düşüncenin 1m²si için 1m3 nöron ölmeye başlar ve ikiye bölünmüş bedenini kontrol etmeye çalışırsın..
artık iki kişi vardır,
vurguna uğrayan ve gitmek zorunda kalan...