• U2 - Zagreb

    Ago 24 2009, 12h02

    Mon 10 Aug – U2 360° Tour

    Sonuç:
    Sahne: 10
    Sahneden yararlanma/şov: 7
    Müzik: 6

    Evet, U2'yu Zooropa turnesinden beri canlı seyretmek gerekiyor, çünkü dünyada başka hiçbir süper-grup sahne ve şova bu kadar önem vermiyor. Yani U2 konserleri, bugünün teknolojileri ile yapılan en ileri konserler belki de. (Varsa yanlışım, ki olmasını çok isterim, lütfen düzeltin)

    "U2'nun müziğine 6 vermek de ne" diyebilirsiniz, "niye konserine gittin o zaman". Olay şu:
    a) Son albümü son derece talihsiz buluyorum. Ne yazık ki neredeyse tüm şarkıları çaldılar ondan. Gerçekten beğendiğim tek şarkı çalınmadı: Cedars of Lebanon.

    b.1) Benim sevdiğim U2 ile genelde sevilen U2 arasındaki fark (Aynı sorunu Lenny Kravitz'te de yaşadım ve setliste bakıp, gitmekten vazgeçtim): U2'nun o kadar parçasını sevmeme rağmen örneğin Beautiful Day, She Moves to Mysterious Ways, Desire, Pride (In the Name of Love) gibi şarkılar gerçekten sinirimi bozuyor. Doğal olarak çoğu çalındı.

    b.2) Benim sevdiğim U2'nun (arşivimdeki şarkılarıyla) kaçta kaçı temsil edildi konserde:
    6/20. Ama yani "One" ve "With or Without You"yu Bob Dylan misali (ki Bob Amca da kanımca çok iyi bir şair ve şarkı yazarı, ama çok kötü bir performansçıdır) alternatif söyleyeyim dedi: "One"ı beğenmedim, beğenenler olmuş olabilir. Ama "With or Without You"yu sanki zorla söyletiyorlardı. Yani 6 şarkının 2'si de canlıda fos çıktı. En sevdiğim albümü olan "Pop"tan tek parça çalmadılar örneğin. (U2 albümleri arasında o albümü en çok seven de tanıdığm tek kişiyim.)

    Dedim ki "Pop"un turnesinde gitmeliymişim konsere. Ya da "How to Dismantle..." turnesi de olabilirdi, o albümü de çok başarılı bulurum. (Neden "Joshua Tree" turnesi değil diyenlere: O şov o dönemlerde yoktu ;)

    Yine de müzikte 10 üzerinden 2 ya da 3 değil de, 6 verdiysem bu, Bono gibi zenci gırtlaklı ve The Edge gibi gitarda tını markası yaratmış adamların çıkardıkları sesleri canlı dinleme fırsatına erdiğimdendir.

    Şimdi konserin olumlu ve olumsuz anları:
    OLUMLU
    1) "Sunday Bloody Sunday"i İran'daki son seçim olaylarına ithaf etmesi ve hazırlanmış olan görsel şov.
    2) "Stuck in a Moment" parçasını sadece akustik gitarla (unplugged) çalmaları. Çok güzel olmuş!

    OLUMSUZ-Milliyetçi Şov
    Bilmiyorum, bu kadar guru geçinen bir adamın, milliyetçiliği okşaması kaç kişiye doğru gelir...
    1) Sahneye uzatılan İrlanda Bayrağını özenle katlayıp, öptükten sonra arka cebine koyması
    2) Sürekli Hırvatların milli gururlarını okşayan söylemleri
  • Album Review: Anathema 2008 Hindsight

    Jan 21 2009, 8h57

    First i resisted to get and listen to Hindsight, a compilation of alternative versions of some of their great songs since it was time for a new album and this seemed to be a half-thing thrown away at fans.

    But it was not. I am surprised. Anathema made my heart melt again. Some of the songs are definitely worth keeping in my archive.

    I just was extremely sad that didn't take Regret, a song that is extremely popular among the turkish fans (us). Together with Pink Floyd's Hey You i can file this song under "flawless songs ignored by their own bands" :((

    WINNERS
    One Last Goodbye: Wow. I always saw this and Parisienne Moonlight as two parts of a progressive duet, in other words as one song. And this version definitely goes better with Paris!

    Are You There: I was surprised to see this song here on an acoustic album. The feeling is very different and although i prefer the original i respect this one, too.

    A Natural Disaster: This one i prefer to the original recording of which i think that it was not produced well. A winner!

    NO WINNERS
    Temporary Peace: I liked the live version with the Liverpool Symphonic better.

    Fragile Dreams: Good try but the original has such a great celtic feeling, it's like unbeatable. if i was the director i would have used it in one highlander scene.

    Angelica: This is a loser imo. First: It is not acoustic, they still use an e-guitar. Why? It could have been done with a violin or a whole string orchestra! Second: The polished melody. Less notes, less feeling. The original is so much better and also a milestone of their new sound.

    Unchained: Loser. It just raises the doubts that Anathema can't write killer songs anymore.
  • Death Magnetic – Just Another Harakiri of Metallica

    Set 14 2008, 13h09

    Metallica - Death Magnetic

    Load, Reload, St. Anger and now Death Magnetic. Now all 4 should be dead. What they sure aren’t: Magnetic! I wonder if it will be possible to get another great album out of the dust of this self-destroyed empire. Now Nietzsche’s right: The gods of metal are dead.

    I wanted to make comments on every single song but after the first listen I decided it would be a waste of time.

    Production: Bad. Dot! Load and Reload were full of disappointing songs but at least they still had the unique Metallica sound. St. Anger was a headshot suicide soundwise. And here they sound like a second class hard rock band. The producer should be punished for this insincere work! :)

    Songcraft: Poor. A wanna-be progressive style with so many minutes of waste within almost every song. A cheap attempt to copy their old stuff, like trying to slightly change samples of their good moments.

    Most embarrassing moments: The orphan intro of The Unforgiven III. So unnecessary. I hope they're proud of the "revolutionary step" of having used the piano. Guys, if you want to use the piano, do it like f.e. Guns n’ Roses!

    Summary: All the album is deleted by me after the first listen. I don’t feel like I have to torture myself again with the same shit. And I’m disappointed, a little less than after having listened to Load. But guys, Load had at least one song which I didn’t delete and still listen to (“Until It Sleeps”).

    I’m really curious about who will go to their tour concerts. I call for a general boycott! They really need to play to empty halls to understand that they’re heading nowhere.
  • Björk - Hoş Geldin-Hoşçakal

    Ago 3 2008, 21h12

    Sun 3 Aug – Björk

    Başlıkta da belirttiğim gibi, sanırım konserin en akılda kalıcı özelliği kısalığı olacak. 1 saat 5 dakika sonra bis için içeri girme ve biste 2 ek şarkı: 1 saat 15 dakikalık bir konser.

    Olumsuz eleştiri ile başlamışken boşaltayım içimi...

    Her sevdiğimiz sanatçının hepimiz için diğer güzel parçalarından çok daha öne çıkan 3-5 parçası vardır. Björk'te bende bunlar "All is Full of Love", "Yoga", "I've Seen It All", "Pagan Poetry", "Bachelorette" ve "Play Dead"tir. (6'ymış, bu da çok iyi bir sayı.) Birçoğumuzun konsere gitme nedeni bunlardan olabildiğince fazlasını canlı duymak istememizdir. Diğer parçaları da severiz birkaç istisna dışında, ama bunlar ayrıdır. "bleachedcocoon"nın "shoutbox"a yolladığı "setlist" doğrultusunda "I've Seen It All" ve "Play Dead"ten zaten vazgeçmiştim, ama "all is full of love" ve "bachelorette"e de layık görülmeyişimiz, turne kapsamındaki sanşsız şehirlerden olduğumuz düşüncesini soktu kafama. İstanbul "setlist"i en alternatifi herhalde.

    Zaten ilk 2 eleştiri birbirleriyle bağlantılı: Konser daha uzun olsaydı, o 2 parça da düşerdi... Konserin kısalığı neyse ki İstanbul'a has değilmiş, turne boyunca süren bir gelenekmiş. (yine "bleachedcocoon"un yalancısıym.) Ah, Björk 2-2,5 saat çalan sanatçılar kek mi peki?

    Konserden önce 45 dakika kadar süren başka bir akustik estetik boyutundaki uzakdoğu müzikleri, hayatımın en büyük akustik işkencesi oldu, çünkü yanımda mp3 çalar ve kulaklık getirmemiştim. Bu konuda yalnız olmadığımı Björk'ün sahneye çıkması için yapılan tezahüratlar gösterdi. Yakışmadı gerçekten. Björk seviyoruz diye, onun sevdiklerini sevecek değiliz.

    Bu girizgahı okuyan "iyi ki gelmemişim" diyebilir, ama o kadar da kötü değildi arkadaşlar. Her şeyden önce Björk'ü canlı dinlemenin ruh üzerinde güzel bir etkisi var. Seyirci coşkuluydu. Sahnede şenlik vardı. Işıklar şimdiye kadar gördüğüm en sıcak sahne ışıklarıydı. (Lazer olmasa daha iyi olurdu, lazeri hep 2. sınıf bir "club"ın görmemişliğinin simgesi olarak görmüşümdür.)

    Björk yine rüküştü, olduğu gibiydi ve sağlam bir ritim duygusuna sahipken yaptığı o ritimsiz danslarıyla sempati topladı. Komik olan sahnedeki kabilesinin de aynı dansı yapmasıydı sonlara doğru, sanki sahnede bir sürü Björk klonu varmış gibiydi.

    "Hyperballad"ın ortasında başlayan "clubber" yorumu güzeldi. Hatta "sanatçılar illa ki bazı parçaları konserde değişik yorumlayacaklarsa, en azından yarısına kadar bildiğimiz şekilleriyle çalsınlar" dedirtti. (Counting Crows'un "Recovering the Satellites" turnesinde, "August And Everything After" parçalarını neredeyse baştan yaratmış olarak söylemeleri ve onları ezberlemiş olmama rağmen eşlik bile edemem gelince aklıma...)

    "Immature" parçası gözümden kaçmış. Konserde beğendiğim ender parçalar arasına girdi.

    Böyle bir konserdi... :)
  • Metallica / İstanbul 2008

    Jul 28 2008, 0h35

    Sun 27 Jul – Metallica, Down, The Sword, Pentagram

    Hangi konuyla başlayacağımı bilemedim. İlk olarak Güngören’e değinmem gerekiyor galiba. Biz orada eğlenirken onlarca kişiye cehennem olan olayda parmağı olan herkese acil akıl sağlığı diliyorum, yakınına zarar gelen herkese de başsağlığı ve geçmiş olsun. Bu olayın gölgesinde konser yorumu yazarken karışık duygular içindeyim, ama bir yanım da masum insan canına kıyan bu zihniyete geçit vermemenin en doğru yolunun acıyı içimize atıp, hiç bir şey olmamış gibi günlük hayatımıza devam etmek olduğunu söylüyor. Bu sese kulak veriyorum, umarım yanlış anlaşılmam.

    Konser Organizasyon
    Organizasyonu yapanlara teşekkür, birkaç ufak detay dışında bir kusurlarını göremedim.

    Sahnenin alçaklığı belki en önemlisi, hatta sırf bu yüzden bile bir önceki sözümü geri alabilirim.

    Bir tanesi etsiz yiyecek olmamasıydı. Et yemeyen biri olarak biraz aç kaldım, ama çok trajik değildi. Metallica açlığı unutturabilen bir grupmuş.

    Değinmeden geçemeyeceğim, tam konserden önce çıkan, af edersiniz, “dallama”ydı. Konsere gelen yabancılara, bilmedikleri dilde laf atması komik olmadığı gibi, olaya Şişli Belediyesi ve Mustafa Sarıgül’ü karıştırması da hiç yakışık almadı. Yok, bir dahaki sefere daha büyük bir stadın yapılmasıymış. Daha büyük stad yok çünkü halihazırda İstanbul’da, Metallica Sayın Sarıgül’ü bekleyecek. Oldu. Şimdi bir dahaki seçimde tüm oylarımız Mustafa Amcaya. Başa o gelirse U2’yu da getirecek, Radiohead’i de. Hatta Rage Against the Machine Diyarbakır’da çıkacak. Bu izleyici de yedi.

    Sahne önünün gereksiz büyük olması ve saha içinin sahneye en yakın yerinin de hiç alışmadığımız şekilde uzak olması da değinilmesi gereken bir kusurdu kanımca. Belki bundan sonra kaç metreden izleyeceğimizin önceden belirtilmesi ve sonradan ek yer açılmaması adil bir çözüm olacak.

    İETT’yi ek sefer koymadığı için ayrıca kınamak gerek sanırım. Onca kişi Taksim’de dolmuş kuyruğu oluşturdu, otobüslerde birbirine yapıştı. Ayıp.

    Ön Gruplar
    Pentagram’ın ismi afişlerde en büyük yazıldığından, son onlar çıkar diye düşünüp, grupların çıkış sırasını araştırmamıştım. Hata etmişim: Son 3 parçalarına yetiştim. Sword ve Down’un bazı parçalarını konser haberini okuduğumda dinlemiş, ikisini de ön grup olarak uygunsuz bulmuştum. Sword’ü dinlemeden geçiştirebildim, ama Down'da bulunmak durumunda kaldım. Bir Monster Magnet konserini iyi eminim çok iyi ısıtırlar, ama Metallica onlar için doğru adres mi, bilemedim.

    Metallica ile İlişkim
    Konsere geçmeden Metallica ile ilişkimi yazma gereği duydum: 21 yıllık Metallica dinleyicisiyim. İlk albümlerini, çekim kasetlerden dinlerdim. “...And Justice for All” çıktığında orijinal kasedini almıştım. CD’ler yeni yeni yayılmaya başlamıştı. İlk CD’lerimi ABD’de kalan bir arkadaşıma sipariş etmiştim, 12 CD’lik o ilk paketin içinde “Kill ‘em All” da vardı. İlk CD çalarımı almadan birkaç hafta bekledi o CD’ler.

    Metallica’nın benim için doruk noktası “...And Justice for All” albümüdür. Belki en çok dinlediğim albümlerden. Sonra “Kill ‘em All” ile kopardık. Okulda “Seek and Destroy” ve “Jump in the Fire”ın girişlerini göstermişti biri, hala çalarım gitarda.

    TV’de “Until It Sleeps”i izledikten sonra Metallica’nın yeni albümü çıktığını öğrenmiş (tabii, o sırada internet yok) ve hemen koşup albümü almıştım. “Until It Sleeps”ten çok etkilenmiştim, ama evde “Load”u dinlerken yakın bir akrabamı kaybetmiş gibi hissetmiştim. Birçok sevdiğim grup bazı albümlerle beni hayal kırıklığına uğratmıştır, ama müzik hayatımın en büyük hayal kırıklığı büyük farkla hala “Load”dur. “Reload” zaten adıyla bana “bende de bir şey bekleme” diyordu. “St. Anger” ise bir efsanenin ne kadar küçülebileceğine bir numaralı örnekti. Arada çıkardıkları genişletilmiş “Garage Days”deki hiçbir parça kendi klasiklerinin yanına bile yaklaşamamış, hatta bazı ucuz sözlü parçalarla tarzlarına da leke sürmüşlerdi. “S & M” performansları da aceleye gelmiş hissi vermiş, “o parçalarla bunun ötesinde neler neler yapılabilirdi” duygusunu yerleştirmişti.

    Ama ilginç bir şekilde kötü albümler çıkarsa da Metallica çok iyi parçalar yapmaya devam ediyordu: “Until It Sleeps”, “The Memory Remains”, “The Unforgiven II” ve “Görevimiz Tehlike”ye yaptıkları “I Disappear” ufak umut ışıklarıydı. Hatta albüme inat "St. Anger" parçası, onu sevmemek için içine girdiğim çabayı boş çıkarmıştı.

    Sonra bir yerden yeni albüm haberleri geldi: Yeni albümün tarzı “Master of Puppets”e yakın olacakmış. Nereden duydum, doğru mu bilmiyorum. Ama “Mumya’nın Dönüşü” filmi geçti kafamdan. Sevindim. Sonra konser haberi. Sonra konser “setlist”leri: Eskilere dönüş, yenileri çalmama. (Bizim konserde son 3 stüdyo albümlerinden tek bir parça çaldılarsa lütfen düzeltin beni.) Tamam dedim bu konsere giderim. 1993 ve 1996 ya da 1998 konserlerini de İstanbul’da olmadığım için kaçırmış biri olarak iyi bir fırsattı.

    Metallica’nın bu arada ilk etapta “trash metal” yada “heavy metal” gurubu olarak lanse edilmesine içerliyorum. Metallica benim gözümde “progressive metal”in ilk ciddi temsilcisidir. İlk albümleri, çıktıkları zamanın çok, ama gerçekten çok ötesinde şeylerdi ve Iron Maiden dışında onlara yaklaşan da yoktu. “Kill ‘em All” ile ilk devrimi yapmış, herkese “nassı yani yaa” dedirtmiş, “Ride the Lightning” ile ise eminim birçok grubun müziği bırakmasına neden olmuşlardı. Sonraki iki albüm o formülün mükemmelleştirilmesiydi. “Black Album” ile de “popüler olabilen bir progressif müzik” ile hem eski hayranlarını mutlu etmiş, hem de dünyanın en büyük metal grubu tahtına oturmuşlardı. (Sonrasını zaten yukarıda yazdım kronolojiye bakmadan.)

    Metallica Konseri
    Şarkı Seçimleri

    Eski bir Metallica dinleyicisini çok memnun edecek bir “setlist” vardı. Önceki konserlerinde araya hiç yakışmayan 2-3 parça sokuyorlardı, umarım İstanbul’da bu olmaz dedim. Ne yazık ki uzatmada “Last Caress” gibi bir işkenceye maruz kaldım. “I raped your mother today / I killed your baby today” ne kadar Metallica’ya uzak bir düzey. Nasıl böyle bir şarkıyı çalarlar, yayınlarlar, sonra da bu turneye dahil ederkler, hala hayretler içindeyim. Neyse ki “So What” ve “Fuel”dan kurtulmayı başaran şehirlerdeniz. Arada yalnız bilmediğim, bilmek istemediğim ve çıkacak albümden olduğunu düşünmek istemediğim bir parça vardı, “setlist”i görünce eklerim ismini, o da battı. O kadar klasik arasında 2 tane çürük elma. Kaynadı gitti.

    Sahne Performansı
    Konserden çıkarken karışık duygular içindeydim: Bir yanım hayal kırıklığına uğramıştı, bir yanım ise büyük keyif almıştı. James’in içtenliği başta çok güzel gelmişti, sonra abarttığını düşündüm, sonra tekrar içten buldum. Çalarken keyif aldıklarını gördüm. “Kill ‘em All” sonrası 20 yaşlarına bile gelmemiş çocukların şevki ve acemiliği ile çaldılar. Sanki o yaşlarına geri dönmüş gibi: Parçaları orijinalinden çok hızlı çaldılar ve bu bir dolu ritim kaçırmalarına neden oldu. Ama hiç bozuntuya vermediler ve aynı şevkle çalmaya devam ettiler. Bir yandan bu hıza ne gerek vardı dedim bazı parçalarda, bir yandan da sanki 80’lere döndüm ve ergen çağlarında onları canlı izlemiş gibi hissettim kendimi.

    Kirk Hammett Metallica’yı sevme nedenlerimizden birini çok güzel hatırlattı: Kendilerini ezberletecek kadar şarkıların parçası olan sololar. Öyle ya, bazı parçaların sözlerini nasıl ezbere biliyorsak, sololarını da ezberlemişizdir. Bu çok büyük bir başarıdır. (Metallica dışında bana solo eberleten bir tek Guns n’ Roses vardı.) Solo derken, parça içinde hızlı çaldığı şeylerden bahsetmiyorum sadece, girişlerde, çıkışlarda yavaş çalınanlar da sololara dahil.

    Yeni basçıya ısınamadım. Onları “St. Anger” tuzağına düşürenlerden olduğunu düşündüğümden belki. Ama sahnede de bu gruba hiç yakıştıramadım. Acaba tersini düşünen var mı?

    "One"dan önceki savaş imitasyonu kayda değer tek orijinal efektti.

    Seyirci
    Özellikle 93 konserinde tüm şarkılara eşlik eden bir topluluktan bahsedilmişti. Bu akşam için bunu söylemek olası değildi derim. O açıdna üzüldüm ve 93 konserini tam olarak telafi edemediğimi hissettim.

    Belki yeni albüm dehşet olur ve o konsere gelenler tekrar teşrif ederler. Sanki gelecek yıl tekrar gelecekler gibi geldi.

    Özetle, “Metallica’yı en büyük klasiklerini çalarken canlı gördüm” diyebiliyorum, ama “daha iyisi de olabilir” diye düşünüp, bomba gibi bir albüm bekliyorum. “Load” ve sonrası hiç olmadı, zaman benim için orada durdu. Şimdi “Black Album”den sonraki albüm yayınlanacak ve tekrar bizi mest edecekler. Sonra da turnesi... Amin
  • Yazamadan Duramadım: Anathema - xx'inci İstanbul Konseri

    Abr 28 2008, 16h43

    Fri 25 Apr – Anathema

    Önce iyi şeylerden bahsedeyim ki, karamsar bir tablo çizmeyeyim:
    - Judgement ile yanılmıyorsam Electricity "medley"i (yurdum insanı potpuri de der) başarılıydı, en azından ilk kez gördüğümüz/dinlediğimiz için

    - eski "brutal" vokalli parçalarından yanılmıyorsam 2 tanesini (hangileriydi? ben o dönemlerini yok syarım da :) normal vokalle seslendirmeleri de ilginç bir denemeydi

    - genel beklentideki parçaları 1-2 istisna dışında çaldılar ve konser uzunluğu da idealdi

    şimdi gelelim eleştirilere:
    - eski iştahlarını göremedim. en son 2 yıl önce gitmiştim, o konserde çok memnun kalmıştım. REGRET'i ilk kez çaldıkları konserdi. türkiye'de sevildiği için çalıyoruz demişlerdi, o konser. yani biraz 5 yıldır albüm çıkarmamanın yükü vardı gibi.

    - yeni melek ses sistemlerini yenilemezse, radiohead bile gelse boş çekecek yakında. "A Natural Disaster" gibi çok zorlamayan bir parçada sallandı ses. apocalyptica'da da iflas etmişti, haggard yorumlarına bakınca, oradan da aynı yorumlar geliyor.
  • Songs I Could't Find In Years - Can Anybody Help :)

    Abr 27 2008, 12h21

    An upload or mail to ataoezev@yahoo.com and you're my hero that day: :)

    Aerosmith:
    TocarDream On
    (i'm pretty sure there is one that they recorded in the 80s or 90s. i'm not looking for the 70's original or a live version :)

    KHZ:
    Fly on the Windscreen

    Guster:
    U2 Medley

    The Hoosiers:
    We Didn't Start the Fire

    Cire:
    10 Flees

    Be:
    TocarBlack Rain

    Duncan Sheik:
    TocarA Purple Trail

    John Zealey:
    TocarComing Up Roses
    TocarQuainton Road

    JADE REDD:
    Tocarwait for me

    Anajo:
    Die Tränen sind immer noch meine

    Elton John:
    Basque

    The Rolling Stones:
    Snow Flake
    (i hav a live version and am looking for a studio recording of this)

    Billy Joel:
    Travelling Prayer
    Land of Despair
    Hotel St. George

    Dispatch:
    TocarGone
    TocarSpades
    TocarBulls on Parade

    Don Henley:
    Sit Down, You're Rockin' The Boat

    Edwyn Collins:
    I Guess I'm Just a Little Too Sensitive
    Stars Over 45 (Medley)
    Untitled Melody

    Elisa:
    TocarCure Me

    Hothouse Flowers:
    Learning to Walk

    Tasmin Archer:
    Take Care

    The Himalayans:
    Wishing Well

    The Plimsouls:
    Falling Awake

    Tunng:
    the bonnie black hair
    TocarMaypole Song

    love+peace
  • Albums & EP's I Could't Find In Years - Can Anybody Help :)

    Abr 23 2008, 10h17

    hi there,

    i decided to list all albums and EP's i couldn't manage to find. if there's just one of you who'll decide to upload one of it, this journal will have done its work. please be my hero on them :)

    here we go with the list, starting with:

    1) an Latvian band Brainstorm (and not tens of bands that share this name.) They have their albums in 2 languages. That's extremely interesting for me. I collect such albums, looking for following:
    2006 Four Shores (English)
    Veronika (1996: Original Language, 2004: English)
    2003 Adaybeforetomorrow (Original language version only)

    2) Speaking of this "unusual phanomenon", here's a Slovenian band:
    Siddharta 2003 Rh- (2003 original language)
    Siddharta 2006 Petrolea

    3) Rare Finish bands:
    Shake:
    2005 Shake EP
    2005 Remember EP
    (saw them live and want it as a memory, maybe i should wait for their album, i don't know)

    Lemonator:
    2004 Yesterday Was Good
    2000 The Waltz
    1998 Maison Rilax
    1997 Yellow

    4) Soundtracks to French movies:
    2005 Douches Froides (Cold Showers)

    5) Hello to Poland's progressive and alternative music:
    Lux Occulta 2001 Mother and The Enemy
    Melancholy - Ad Infinitum EP
    (not the Russian band Melancholy. I saw the Polish one on youtube and nowhere else.)
    Abraxas 1996 Abraxas
    Abraxas 1998 Centurie
    Abraxas 1999 99"
    Collage 1990 Basnie
    Collage 1993 Nine Songs of John Lennon
    Collage 1994 Moonshine
    Collage 1996 Safe

    6) Hi there Russia:
    Izoxime - Le parfum tendre de la vanille EP

    7) Hi there Italy:
    Nosound 2007 Slow, It Goes
    Nosound 2008 Lightdark

    8) Hi Ireland:
    Damien Rice's ex-band:
    Juniper 1994 The J-Plane (EP)
    Juniper 1996 Manna (EP)

    U2 Tributes:
    VA 2002 Even Better Than the Real Thing - U2 Tribute

    Charity Compilations:
    2003 Even Better Than the Real Thing, Volume 1
    2005 Even Better Than the Real Thing, Volume 3

    9) mostly US-American tributes/compilations:
    a) tributes to Tool:
    (Rock) Tribute to Tool
    Finding Beauty in the Dissonance: A Piano Tribute to Tool

    b) tributes by the Gothacoustic Ensemble:
    A Gothic Acoustic Tribute to Linkin Park
    A Gothic Acoustic Tribute to Gothsmack
    A Gothic Acoustic Tribute to Disturbed

    10) Hi there, England:
    Ezio 2006 Ten Thousand Bars
    Richard Barbieri 2003 Second Nature
    Must - Androgynous Jesus
    Red Sky Coven 1998 Volume 1
    Red Sky Coven 1998 Volume 2
    Red Sky Coven 2001 Volume 3
    Justin Sullivan & Friends 2004 Tales of the Road
    Tom McRae 2002 Acoustic (Covers Set)
    (no official release, probably a bootleg with around 20 songs)

    11) hi there US-America:
    Sweet Water 2000 Suicide
    Be 2001 Thistupidream
    Les Crane 1971 Desiderata
    Replicants 1996 Replicants
    Cave In 2001 Moons of Jupiter EP (remixes)
    Easy Star All-Stars - 25 Hymns Kids Love To Sing
    Dan Brown:
    1990 Perspective
    1993 Dan Brown
    1995 Angels & Demons
    (yes, the famous writer released some albums before, almost impossible to find them)

    12) Germany has the most:

    Frameless 2003 Closing Circle
    Torn! 1999 A Million Dollars
    ViViD 2001 Auto All
    Vivid 1999 Sundown To Sunrise
    Loretta 2004 And the Pursuit of Happiness
    Loretta 2003 La Capitale des Douleurs
    Loretta 2001 The Swimming Pool
    Loretta 2000 Goodbye
    Barbara Buchholz und Gäste 2004 theremin_russiawithlove
    Sometree 1998 Clever where is your heart
    Sometree 2001 Nexus EP
    Reinhard Mey 1978 Unterwegs (Double Album)
    Reinhard Mey 1999 Lampenfieber
    Reinhard Mey 2001 Solo
    Reinhard Mey 2006 Ich Kann (Live)
    Reinhard Mey 1970 One vote for tomorrow
    Ostzonensuppenwuerfelmachenkrebs 1889 Für zuhause
    Ostzonensuppenwuerfelmachenkrebs 1991 Absolut nicht frei
    Ostzonensuppenwuerfelmachenkrebs 1994 Keinseier
    Ostzonensuppenwuerfelmachenkrebs 1996 Leichte Teile EP
    Ostzonensuppenwuerfelmachenkrebs 1998 Kleiner Rock EP
    M. Walking on the Water 1997 Best M.
    Be 1996 Bold
    Be 1999 Orange

    13) Hi, Netherlands and Germany:
    Vader Abraham & de Smurfen 1977 Vader Abraham im Land der Schlümpfe
    (this album is in German)

    14) Compilations of the Eclipsed Magazine:
    Music from time and space 1-13
    (i think this magazine is German, too.)

    wow, this was it. i will actualise it every now and then. of course there will be some disappointments, too, but i'm sure i will find something in most of them. it took me about 2 hours to write a journal about it, that show how important rare stuff to me is.

    love+peace
    ata
  • 2008'de İstanbul'da Konser Çılgınlığı

    Abr 17 2008, 17h26

    - Festivaller gitti, konserler geldi.
    a) Rock & Coke ve Radar Live resmen iptal edildi.
    b) Masstival de aslında birlikte turneye çıkan Def Leppard ve Whitesnake'i ağırlıyor şimdilik. Buna çift kaşarlı konserlerden diyebiliriz, yurtdışında bol bol olur: Bir bilete 2 konser. Sahneyi yerli gruplar ve yerli/yabancı DJ'lerle doldurmak olayı ne kadar festival yapar, onu bilemem. (Bu saatten sonra hala önemli grupların çıkacağı ilan edilirse de mahçup olurum bu yorumla, ayrı. Ben inanamadım kayda değer bir ek olacağına.)

    - O kadar çok konser oluyor ki, bazı günler 2 önemli konser arasında karar verme zorlukları yaşanıyor:
    a) Alan Parsons vs. Apocalyptica
    b) Anathema vs. Maxi Jazz
    c) Massive Attack vs. Judas Priest
    d) (aklıma gelirse eklerim)

    - (Kanımca) en anlamlı konserler:
    1) Metallica: Kaç yıldır stat konseri olmuyordu? İlk stat konserini hatırlarım, bryan adams gelmişti. 17.000 kişiydik ve stat boş gözüküyordu, herkes az kişi geldi derdi. Şimdi o kadar kişiyi toplayabilene aşk olsun.

    2) Björk: İlk kez gelecek galiba, zamanı gelmişti. Vokal sanatını yeniden tanımlayan popçu. Albüm tanıtım konseriyse, bir önceki albümde gelmiş olmasını tercih ederdim. "Setlist"e bakılır gitmeden.

    3) Gerçek "Indie Rock" Konserleri: Sebadoh, Broken Social Scene, Shellac ve sonradan aklıma gelecek birkaç isim daha...

    4) Elektroinkçileri memnun edecek konserler: Massive Attack, Morcheeba (Chill Out Fest.), Roisin Murphy, Zoot Woman ve sonradan aklıma gelecek birkaç isim daha...

    5) Mark Knopfler: Roger Waters gibi eski grubuna öncelik tanorsa, müthiş bir müzik ziyafeti bizi bekler. Yok, solo işlerine fazla dalarsa, sıkılabiliriz. "Setlist"e göre gidilir ya da gidilmez.

    8) Balkan Müziği Patlaması: Taraf de Haïdouks, Shantel, DeVotchKa, Firewater, Fanfare Ciocărlia... Gogol Bordello ile Goran Bregovic de yine uğramazlarsa, şaşarım.

    6) Lenny Kravitz: Bu adam önemli biri! 12'den vuran parça sayısı 2 elin parmaklarına sığmamaya başladı. Ayrıca son 30-40 yılda Rock 'n Roll müzik sattıran tek isim, tam bir retro sihirbazı.

    7) Leonard Cohen: Elvis Costello ve Nick Cave'den sonra Leonard Cohen. Sırada Tom Waits ve Bob Dylan var. Dinazorlar buraya.
  • Non US and UK Performers in My Top 50

    Abr 16 2008, 11h29

    Why I wrote this: I enjoy witnessing that good (English) music can come from "world-success-outsider" countries. I try to discover some of it. I will love to enjoy recommendations based on my listenings from you who'll read this entry.

    02 Damien Rice - IRELAND
    03 Ulver - NORWAY
    13 U2 - IRELAND
    19 Riverside - POLAND
    21 Pain of Salvation - SWEDEN
    24 Apocalyptica - FINLAND
    25 Billie the Vision & The Dancers - SWEDEN
    29 Björk - ICELAND
    31 The Frames - IRELAND
    36 HIM - FINLAND
    37 The Gathering - THE NETHERLANDS
    43 Placebo - SWEDEN/ENGLAND
    45 Sezen Aksu - TURKEY

    3: IRELAND
    2,5: SWEDEN
    2: FINLAND
    1: NORWAY
    1: POLAND
    1: THE NETHERLANDS
    1: ICELAND
    1: TURKEY
    => All European!
    => All countries where English is spoken like a mother tongue, except for Poland and Turkey.
    => And Only Sezen Aksu doesn't sing in English.
    =>=> Not that varied at the end of the day. :(

    Performers that probably won't make it to the Top 50 next year:
    - SWEDEN Pain of Salvation => Katatonia may take their place
    - IRELAND The Frames => if Glen Hansard records a good album with his band or solo or with Marketa, Ireland may keep the "score"
    - THE NETHERLANDS The Gathering

    Countries that'll probably have more representatives in my Top 50 next year (possible new entries):
    TURKEY: Bülent Ortaçgil, Athena, Yeni Türkü, Zülfü Livaneli, Barış Manço, MFÖ
    GERMANY: Reinhard Mey, Blackmail, Schiller
    CANADA: Alanis Morrisette
    JAMAICA: Bob Marley
    BOSNIA and HERZEGOVINA/YUGOSLAVIA: Goran Bregović
    FINLAND: ShamRain
    MEXICO/IRELAND: Rodrigo y Gabriela
    (MEXICO/USA: If Santana comes out with another good album)
    (SLOVENIA: If Laibach comes out with another good album)