• ♫ bands & musicians I've seen live :)

    Set 23 2009, 20h52 por deinnorra

  • 2009 plans!

    Fev 7 2009, 11h23 por SpinalongaRecs

    Last year was an exciting year for us.
    Through 2008 we released records from some of our favorite bands : Misuse, Semen of the Sun, Modrec !

    And also organized two live shows with bands from outside Greece, Gevende and Brant Bjork !!!

    2009 kicked off with the release of Sugah Galore's debut album.. and more albums are to come pretty soon!!! Also there is a new compilation on the works....of a special flavour....
  • Türk artistler - adından bahsettirenler ve bahsettirecekler

    Jun 17 2008, 22h29 por franz58

    verilen sözler tutulmadı, Sakin yorumuyla dönücez demiştik ama dönemedik, şimdi ise daha geniş bir incelemeyle tabir i caizse şvarzzeneger vari muhteşem bir dönüş yapıyoruz. Bu yazıda artık "underground" luğu neredeyse hiç kalmayan, son zamanlarda ortaya çıkan ve hepimizi -çoğumuzu belki- gururlandıran Türk müzisyenlerden bahsedeceğiz.

    Türkçe müzik, Türk müziği nereye gidiyor? Bana göre kesinlikle iyi yönde gelişiyor. Tabi bunda gün geçtikçe sayısı artan mekanların ve "independent" müzik şirketlerininde katkısı var. Açıkçası Türkçe müziğe şu son bir kaç ayda daha fazla önem vermeye başladım; artık yapılan işler göz ardı edilemeyecek bir noktaya geldi. Yani eskiden hep bir yabancı müzisyeni dinlediğimde "neden bizim ülkemizden böyle işler çıkmıyor?" derdim kendime, şimdi ülkemle tam anlamıyla bu konuda gurur duymaya başladım.

    Şimdi sırayla -herhangi özel bir sırası yok- son zamanlarda ön plana çıkan, veya benim çıkmasını düşündüğüm, veya zaten hepimizin artık gurur duyduğu sanatçılardan bahsedeceğim.

    Sakin
    Evet, Sakin'i başa koymamak olmazdı zaten benim gönlümde de farklı bir yere sahipler. Sakin, Mor ve Ötesi'nin verdiği destek sonucu Mart ayında Rakun etiketi altında Hayatadlı ilk albümünü çıkararak müzik dünyasına pek de sakin olmayan bir adım attı. Az da olsa bu albümü eleştirenleri de gördüm ancak şahsi görüşüm bu albümün Türkçe müzik tarihinde yeni bir çığır olduğu şeklinde. Yanılmıyorsam Boğaziçi -İTÜ karışımı bir grup olan Sakin, çarpıcı, derin sözleri ve kendine has kelime seçimleriyle de göze batıyor. Tüm albüm baştan sona durmadan dinlenilesi ancak tabi ki "Denek Hayatım", "Edepsiz Komedya" ve "Laleler Beyaz" ilk dinleyişte aşk yaşıyabilecekleriniz. Bir kaç dinleyişten sonra "Dönsün", "Yağmur Güncesi" ve "Bu Defa" nında diğer çok kaliteli işler olduğunu anlayacaksınız. Yanlış anlamayın geriye kalan şarkılarda fantastik, ancak bunlar açıkça daha can alıcı.
    Sakin canlı performanslarıyla da tam not alan bir topluluk. Sahnede mükkemele yakın olanı vermeye çalışmaları ve açıkçası bunuda başarmaları en büyük özellikleri, seyirciyle kurdukları iletişimde cabası. Stil olarak her ne kadar MVÖ ye benzetilselerde çok farklı oldukları ortada. Kesinlikle öyle uzun gitar sololarının olmaması, daha ziyade müzikal geçişlerde tüm enstrumanların birinin önderliğinde olmadan birlikte hareket etmesi onları "rock" a deilde "indie" ye daha yakın tutan etkenlerin başında geliyor. Onun dışında kendilerini tanımlarken kullanmalarına rağmen "shoegaze" i tam olarak görebildiğimiz tek yer "Denek Hayatım"ın outro su ki bu bölümde "Denek Hayatım"ın bir parçası olarak gözükmüyor aslında.
    Sonuç olarak Sakin in "küçük hayatlar" dan yeri gelince güldüren yeri gelince ağlatan fakat her zaman dinleyene derinden dokunan kesitler sunduğu bu albüm adeta bize verilmiş bir hediye.
    www.myspace.com/sakin

    Ayyuka
    İlk olarak bir "Battle of the Bands" ile adından söz ettiren Ayyuka, bir ad taşımayan ilk albümünü geçtiğimiz yılın sonlarında çıkarmıştı. İlk dinleyişte Replikas'ı anmamak neredeyse imkansız, Ayyuka'nın müziğinde de o Anadolu havasını solumak mümkün, ancak anlatmak istediklerini daha bi "psychedelic" olan Replikas'tan daha net, daha kısa ve direk bi yolla anlatıyorlar. Hemen hemen tüm şarkıların patlayan bi bomba misali hep canlı bir ritme sahip,melodik ama kan ağlayan bir melankoli içinde çığır çığır bağırması da ayrı bir özellik, belkide Ayyuka'yı özel kılan faktör.
    Ayyuka'nın kesinlile dinleyiciye ağlatma veya derinden dokunma falan gibi bir amacı yok. Tek amaç oynatmak, ölümüne zıplatmak sanki. Şarkılarda çokda anlam aramamak lazım, yani derin anlamlar aramamak lazım çünkü zaten demek istenilen deyim yerindeyse cuk diye söylenmiş. Özellikle "Toz Bulutu" ndan net bir şarkı olamaz demek istiyorum :)). Genel olarak karanlık, ve hafif kirli ve bir o kadar da ilginç bir şekilde çekici bir "sound" a sahip olan bu albüm enstrümental parçalarıylada alkışı hak ediyor. "Azgın Çengi" ve "Çaça" eminim ilk dinleyişte her dinleyicinin takdirini kazanan eserlerdir. Özellikle itraf etmeliyim "Çaça" ne zaman dinlersem dinleyeyim nerde olursam olayım beni oynatıyor.
    Albüm kapağı dahil, sound uyla ve sözleriylede her ne kadar karamsar bir hava çizsede, Ayyuka beni güldürüyor. "Hayat Derde Bandı Beni" örneğin, hafif arabeske kayıp efkarlanabileceğiniz ancak aynı zamanda da kahkahalar içinde söyleyebileceğiniz bir şarkı. Söylemeden geçmeyelim, Orhan Gencebay cover ı "Ümitsiz Aşk" da gerçekten çok orijinal olmuş, bu adamlarda orijinal zaten, tebrikler.
    www.myspace.com/ayyuka

    Gevende
    Geçen yıl çeşitli jazz festivallerinde gösterdiği performanslarla adından ciddi anlamda söz ettirmeye başlayan Gevende bir başka güzide grubumuz. Eskişehir çıkışlı olan Gevende fark edilmekte fazla zorlanmamış ve 2006 da Roxy Müzik Günlerinde birinciliği göğüsleyerek büyük bir adım atmış. Tür olarak yeri geldiğinde caz dan etnik anadolu ya kadar çekilebilecek geniş bir müzik yelpazesine sahip grubun üyeleride oldukça yetenekli müzisyenler. Ve herşeyden önce çok yaratıcılar. Sanıyorum Gevende yaptığı çeşitli film müzikleriylede tanınan bir topluluk, daha ötesini de hak ediyorlar. Tüm sözlerinin anlamsız (tersten olduğunu iddia ediyorlar) olmasına rağmen bazen ciddende müziğin gücünü unutmamamız gerekitiğini hatırlatıyor bize bu insanlar. Özellikle eline gitarı alıp iki-dört kelime bağıran insanların, hatta daha beter popçu arkadaşlarımızında ortada dolaştığı şu günlerde bize enstrumental müziğin bazen ne kadar güçlü olabileceğini gösteriyor Gevende. Klasik müzik de dinleyen bir insan olarak enstrumental müziği seviyorum, ancak demek istediğim Gevende nin kendi etnik-deneysel stilini daha geniş kitlelere benimsetmesi, sevdirmesi.
    Ney den gitarlara, ordan yaylılara ve trombona oldukça kalabalık bir kadrosu olan Gevende ince ince düşünülmüş her pasajıyla insanı içindeki uzak diyarlara götürüyor. Bu adamar kesinlikle benim göğsümü kabartıyor.
    Söylemeden geçmeyeyim, "Nem" adlı parça bana göre en başarılı parçaları, ve bir başyapıt.

    Dandadadan
    Her ne kadar bazı şarkıları beni sinir etsede, yenilikçiliklerinden ötürü gözlerinden öpmek istediğim bir topluluktur DANdadaDAN. Solist ayrılmış mı ne tam olarak olayları bilmiyorum, inşallah yollarına bi şekilde diğerleri devam ederler. Ancak basistide "Dinar Bandosu" na transfer olmuş diye duydum, onuda tam bilmiyorum. Yinede albümleri Sen Bana Birini Android herkese tavsiye edilir.

    Dinar Bandosu
    "Saykodelik" olayını kullanmayı çok seven "düğünümüz kırda saykodelik olsun" diye anlamsız dizeler yazan ve Saykodelikdesik diye de bir albüm çıkartan Dinar Bandosu tüm saçmalıklarına rağmen iddialı gruplarımızdan. Onlarda hem etnik kültürümüzün sularında hemde "saykodelik" in idealist kıyılarında gezinip ilginç işler çıkartıyorlar. Deyim yerindeyse "ortaya karışık" ancak deli dolu bir müzik icra ediyorlar. İlgi çekici.

    Bedük
    Bu adam dan bahsetmemek olmazdı. Müzik kariyerine bildiğimiz gitarist-şantör Abidin misali popçulardan biri olarak başlayan Bedük oldukça dramatik bir "u dönüşü" nden sonra bugünkü Bedük olmuş. Şimdi belkide onu rahatça Türk elektronik-pop unun kralı olarak tanımlayabiliriz, çok da kötü olmayan bir aksanla ingilizce söylemesi tabi kide ironik. Ancak umarız yabancı şarkılar yapması onun daha geniş bir piyasada adından söz ettirmesine yol açar. Konserlerde müziği tam kadro bir grupla canlı olarak icra etmeleride cabası. Bu adamın klip lerini kesinlikle takip edin çok ilginç işler var.

    Kafabindünya
    kafabindünya "ambient" tarzındaki enstrumental parçalarıyla dikkatimizi çekiyor. Belki bu müziği bir çeşit trans olarakta yorumlayabilirsiniz. "Platonik Aşk" dinlemeye değer. Bırakın Türkiye yi, Avrupa ve Dünya da da çok iyi örneklerine zor rastlayacağınız bir tür bu.
    http://www.myspace.com/kafabindunya

    Grangulez
    Ankaralı gençler takdiri fazlasıyla hak ediyor. Çok sallamadakları berbat bir mysapce sayfasına sahip olan Grangulez "Karen" adlı parçayla tüm hafif elektro hafif garage havasında coşmayı sevenleri mest ediyor. Efektlerle komplike gibi duyulsada aslında oldukça basit bir yapıya sahip olan bu parçayı dinleyip Granguleze aşık olmamak mümkün deil. Ancak daha fazla eserlerine ulaşmak neredeyse imkansız. Albüm şart, Grangulez e dikkat.


    Ve diğerleri . . .

    Diğerleri diyip kesip attığıma bakmayın şu an yazacak halim ve zamanım olmadığından bu isimleri bu şekilde aktaracağım. Hepsine bi kulak vermeniz önerilir.

    -Nekropsi
    -Neon
    -Ars Longa
    -Gren
    -nordik
    -Hayvanlar Alemi
    -Kırıka
    -Gece

    bu gençlere de dikkat!
    - Armut & Muz: www.myspace.com/armutvemuz
    - Nekizm: www.myspace.com/nekizm
    - Deff: www.myspace.com/defftr

    bana da bakabilirsiniz :) : Aykut İmer - www.myspace.com/champmagnetique
    Biraz uzun oldu umarım okuyanlara bi fikir verebilir.
    İlginç ve idealist bir yönde hızla serpilip büyüyen Türkçe müzik ve Türk müzisyenler gerçekten gurur verici, bu jenerasyonun değerini bilmeli, gereken ilgiyi göstermeliyiz. Son yıllarda olmadığı kadar canlı bir Türkçe müzik ortamı var.

    Uzun bi süre tekrar görüşemeyebiliriz, okuduğun için sağ ol okuyucu.
  • 2007 DEĞERLENDİRMESİ-II

    Jan 6 2008, 21h14 por umuaumua

  • sezon kapandı

    Dez 22 2007, 11h29 por sadesessiz

    2007 bitiyor.evet.son konserimin gevende olmasını isterdim.neyse belki bir süpriz ederler de şöyle jüri sonrası bir perşembe dinleriz kendilerini.
    bakalım bu sene neler yaşanmış,dinlenmiş.
    hatırlıyorum Stuart Staples abi yi yeni melek te berbat ses sistemiyle duymaya çalışmıştık.
    hemen ertesinde yine aynı lanet mekanda Ratatat ve Maxïmo Park
    müzik şölenine devam derken durmadık elbet,tatildeyiz ya doğaçlama festivaliyle haftasonunu tamamlamaya çalıştık . doğaçlama spekülatif bir biçimde biter gibi yaptıysa da.
    sene bu kadar hızlı başladıysa bu hızla gider heralde.
    Bonnie Prince Billy geldi şenlendirdi gitti.
    ve her 10 yılda bir rahatsızlık derecesinde müzikler üretip içimde yer eden Nekropsi sahnelerde.burjuva babylon kitlesi yerine nekroppaşa dönüşünü bekleyen azılı kalabalıkla müthiş bir gece yaşandı nisan ayında.
    Deerhoof geldi geçti.ufacık bayan geldi söyledi gitti.eğlendirdi.
    yaz geldi,jaz mahvetti bizleri.
    BlondeRedhead modern de "bu kalabalığı nasıl kaldırır heykel bahçesi" söylemlerine rağmen hoş bir esinti getirdi istanbula.ses sistemi az daha iyi olaydı duyabilseydik vokalleri tabi mutlu bireyler olarak uyuyabilirdik günlerce.
    Jose Gonzalez ve Antony and the Johnsons şan tiyatrosunun müthiş atmosferinde hayranlık duygularıyla içimizi yumuşatıp hüzünlü bir umut bıraktılar.
    barışarock çamurlar içinde geçti yine.God Is An Astronout kendi kendine çalıp gitti yine de hayranız ailecek kendilerine.gevende den söz etmiyorum.her zaman ki gibi huzur verdiler,eğlendirmesini de biliyor yaramazlar.
    babylon denen lanet mekanda Gevende ve DANdadaDAN ayrı bir durumdu.babylon burjuva kitlesi gevendeme değer vermedi.dandadadan taşkışla şenliklerinden beri izlediğim 2. performansı olmasına rağmen yine başarılı dedirtti.
    en rüyası durum.bütün sene boyunca sayıkladım.hayaldi.gelmesi imkansızdı. gerçi antony geldi.ve phonem denen festivalimsi durum Devendra Banhart ı getirdi.müthiş.aynı gün nekropsinin son konseri denen babylon konseri üzdü beni.kandırmışlar.sevgili peyote başardı ve getirdi nekropsiyi o küçücük orta kata.
    beklediğim konser beklemediğim anda geldi.gevende ile gemi de başladığım 13 aralık gecesi hızlı geçişle Replikasla devam etti.8 eylül de mahvolmuştum,oysa sadece sabır demişler bana.13 aralık.sezonu bu konserle kapattığımı düşünmek istiyorum.
    iyi seneler...
  • Gevende

    Ago 30 2007, 10h19 por ScarletGarden

    Dün tekrar Nekropsi'nin Mi kubbesi albümünü dinlediğim gün aldığım heyecanı hissettim. Gevende'nin Ev albümünü keşfettim. Albüm tek kelime ile harika, parçalar ek enstrumanlarla desteklenmiş, her parça ayrı bir tat veriyor insana.. Aynı albüm kapağı gibi güzel renklerle kaplı bir rüyada hissi veriyor insana..
    Ayrıca albüm kapağı ve CD tasarımı çok hoşuma gitti. Müzik ile arasında uyum kesinlikle var..

    Albümde Okyanus Düğünü, TocarNem ve TocarNayu ilk olarak insanın dikkatini çeken parçalar..


    TocarNayu



    TocarNem

    Alın, dinleyin, farklı bir dünyaya gideceksiniz, garanti :)
  • dinlicem işte!!!

    Jun 18 2007, 9h54 por umuaumua

    "Neler dinliyorum bu aralar?" muhabbetine yeni bir giriş daha yapıyorum bugün.Şimdi öncelikle Lali Puna denilen muhteşem şeycağızın ismini söylemem gerek.Çünkü bu sıralar "Faking The Books" şarkısına tapmaktayım.Ayrıca sözsüz şaheser The Album Leaf en az Lali Puna kadar dinlediğim bir grup haline geldi.Pinhani aşkım hala devam ediyor.Hafif bir Gevende çılgınlığı yaşamakta olduğumu da belirteyim.Bunların dışında David Bowie,Bob Dylan ve Morrissey tekrar playlistlerime geri döndü.Şimdilik bu kadar;)Dinlemeye devam edelim=))
  • A-Z arası şeyler...

    Jun 3 2007, 16h15 por umuaumua

    ,Yine birinde görüp,kesinlikle dur bende yapayım dediğim bir şey.Bu journal şeycağızında dinlediğiniz A'dan Z'ye grupları sıralıyorsunuz...Ama sizin için o harfin en iyilerini;)

    Arctic Monkeys
    Bloc Party
    Coldplay
    David Bowie
    Editors
    Foo Fighters
    Gevende
    Hot Hot Heat
    Imogen Heap
    Jimmy Eat World
    Kaiser Chiefs
    Lazlo Bane
    Maroon 5
    Nick Cave
    Oasis
    Pinhani
    Q---yok!!!
    Radiohead
    Snow Patrol
    The Killers
    U2
    V---yok!!!
    Wheatus
    Youth Group
    Zero 7
  • Yitik Değerler Journal ı...

    Dez 10 2006, 4h18 por 0rainboweyes0

    Ulaşılamayan filmler,bulunamayan şarkılar,artık basılmadığı için alınamayan yada başlanıp da bi türlü bitirilemeyen kitaplar...Kavuşamadıklarımın journal ı olsun bu da :))

    1) Hilary and Jackie : Bu filmi yıllar önce izledim.Filmin kendisi gibi soundtracki de muhteşemdi...Çello saplantım bu filmle başlamıştı hatta...Hala arıyorum,soruyorum,siteleri taciz ediyorum getirin bu filmi die..Henüz bi sonuç almadım:(




    2) Before Night Falls : Javier Bardem,Johnny Depp,Sean Penn!!!…Sadece ilk isim bile izlemek için fazlasıyla geçerli bir sebep..Bunun için hala bir umut var,dvd kiraladığım dükkanda bi adamla tanıştım,getirebileceğini söyledi…beklemedeyim :|




    3) Me and You and Everyone We Know : ifistanbul 2006 kapsamında izlediğim,miranda july e beslediğim hayranlığın çıkış noktası olan, ))<>(( {pooping back and forth} eylemiyle salondaki 100lerce kişiyi aynı anda yardıran film...dvd sini ülkem sınırları dahilinde görmenin daha uzun yıllar boyunca mümkün olmayacağını bildiğim sayısız filmden biri işte...



    4) Last Exit to Brooklyn : Ahh bu filmi cnbc e de yıllar önce gece yarısı izlemiştim.o yaşta bir çocuk için ruh sağlığını tahrip edici etkileri sözkonusu olabilir..Bilemiyorum ama filmin sonundaki bi sahne için şu yaşıma kadar izlediğim en dehşet verici,sarsıcı sahnedir şeklinde iddialı bir yorum yapabilirm.Aralarında en ümitsiz vaka olarak bu filmi görüyorum :'(

    ..........................

    Gelelim şarkılara...Paylaşım çılgınlığı nedeniyle adını sanını bilip te bulamadığım şarkı yok denecek kadar azaldı.İnternetle tanışmadan önce genelde Açık Radyo(94.9 ,Mete Softoğlu vardı o zmn,Beton die program sunardı) ve Radyo Eksen(96.2) in gecenin bi yarısı çaldığı,bizi yataktan zıplatan,elimize kağıt kalem alıp radyo başında bekleten bi şarkının sonunda,sunucunun düşüncesizliği yada muhattap alacağımız bi dj ortaya koymamaları gibi sebeplerle,alakasız dandik bir şarkıya geçerler,bizi kulağımız hoparlörde gözleri yaşlı bi vaziyette orada öylece bırakırlardı.Kimi zaman da bu 2 radyo her gece aynı playlisti koyardı,saati bile şaşmazdı,mesela Açık Radyo her gece saat 3 civarı taptığım Jacqueline du Pre in Elgar'ın çello konçertosu yorumunu çalardı Mozart ın Türk Marşı’ndan sonra(artık ne alakası varsa!),Radyo Eksen yine aşağı yukarı aynı saatlerde Bob Dylan - One More Cup Of Coffee çalardı,sonra bi ara Inner-Myphilosophy, Shivaree-Goodnight Moon çalmaya başladı gündüz vakitleri ama ben yine artık ne ara söylüyolarsa bu şarkıların anons kısımlarına yetişememiş,sözleri tarafımdan yarım yamalak,hatta trajikomik bi şekilde çözümlenmiş şarkıları kendi bet sesimden yıllarca dinlemeye mahkum edilmiştim.

    Neyseki bunlar sonu mutlu biten,bugün gülümseyerek hatırladığım anılar.Ama hala zihnimin kuytu köşelerinde saklanıp, olmadık zamanlarda ortaya çıkan mırıltılar kimi zaman bana zor,sancılı anlar yaşatmakta.Üstelik bu isimsiz melodiler,onlara ulaşamadıkça gözümde büyümeye,belkide değerinin çok daha üstünde bi noktaya oturmaya devam ediyor...

    Örneğin yabancı müzik dinlemeye başladığım zamanlarki iğrenç müzik zevkimin örnekleri olan doom,gothic,death metal (ne farkediyosa artık) gruplarından biri olan Tiamat ın Wildhoney albümünde bir şarkı vardı,mırıl mırıl yapmadan tarif edemem çünkü adını sanını bilmiyorum! Tüm albümü buldum dinledim ama ara sıra dilime takılan melodinin olduğu şarkıyı bulamadım ve o şarkının,o grubun o albümünde olduğundan nickimin 0rainboweyes0 olduğundan emin olduğum kadar da eminim...Her neyse,ona ulaşmak ta kolay aslında okulda hala bu tarz müziklerin piyasasını elinde tutan arkadaşların birine yanaşıp,"bak mırılda mırııllll die bi şarkısı vardı tiamat ın,adını bi diyiversene " şeklinde bir dialog başlatabilrim.Ama bazen isteseniz de içinizden onun için bişey yapmak gelmez ya..Ööle bişe olsa gerek bu da,1 kere dinleyip silecek olsam da yine de istiyorum o şarkıyı bulmayı…

    Bir diğer örnek de ilginç, artisti de track i de bildiğim halde bulamadıım bi şarkı: Francoiz Brent - Everyone Kisses A Stranger . Limewire ve Soulseek kullanıyorum ama 2 sini de etkin bi biçimde kullanabildiğim söylenemez..Zaten teknolojiyi sevdiğim de yalan,yıllarca peşinde koşup içimde hasretini büyüttüğüm,bulduğum anda artık hiçbişeyin eskisi gibi olmayacağına inandığım şarkılarımı özledim ben…Böyle Pain of Salvation-Undertow vardır mesela,ne değerlidir benim için…Ahh gece saat 05.25…Gereksiz bir hüzün yüklemiş sabahın bu erken saatleri demekki..uyumak gerek..hayır önce okuyup sonra uyumak gerek…Uykudaki tüm Last Fm ailesine güzel rüyalar dileklerimle veda ediyor, daha şen journallarda görüşmek üzere diyorum…

    Son dakika NOT u : Çok sevdiğim filmlerden birinde (Klecks) geçen bir cümle geliverdi aklıma : “Öyle bir sahne çekicem ki,bir daha hiç film çekmek zorunda kalmıcam”…Bu dakikadan sonra bende bunu “ööle bir journal yazıcam ki,bir daha hiç journal yazmak zorunda kalmııcam” şeklinde değiştirebilirim.Ama o journal bu journal mıdır,yoksa henüz yazılmamış mıdır bilemiyorum…Sadece yazmayı durdurup uyumak istiyorum artık !

    Lanet olası 2. son dakika NOT u: Recommendation yaptıklarımdan Gevende-Anonim linki için gelen istekleri şu şekilde tatmin etmeyi deneyeceğim:

    [url=http://www.[spam] da dinleyin,pek severim ben:

    [url=http://www.[spam] DylanInnerShivareeTiamatFrancoiz BrentPain of SalvationGevendegecegece
  • Kıyak Kelimesinin Gavurca Karşılığı

    Nov 29 2006, 22h23 por portik

    bulunduğumuz ve kullandığımız(beğeniyle?) last.fm bünyesinde, törkiş olmayan yusırlarla mesajlaşmak için yarattığım algoritmadan örnek:

    [törkiş olmayan yusır]-du yu vant mi tu imeyl it tu yu(soru işareti).ay vil niyd yor meyl adres den(anladığın üzere üçüncü bir dünya ülkesinde yaşamamamdan dolayı kendi dilimi en anlatılır biçimde kullanmaktan çekinmeyeceğim gibi kıyak yapmaktanda çekinmem(pilavdan dönenin...))
    [el turko sayko fayko genç]-if yu ken meyl tu mi, yu ken yuğz xyz@xyz.com. end aym tenkfulnıs for yor(...)(kıyak kelimesine brit karşılık bulunacak. eğer yoksa ortadoğulu sıcaklığı ayağına yatılacak)

    yazılışında kullanılmamısına rağmen şehir değiştirme fikri(zikri?)'nden dolayıPortecho
    ve içimdeki engel olamadığım lamer port...Cezaİstisnalar Kaideyi BozmazGevende