Haftasonu sadece TRT1'i çeken bir televizyona da sahip, eski eşyaların doldurduğu denizi güzel, kasabamsı sakin bir belde olan Ürkmez'deki yazlığımızdaydım annem ve babamla. O güne dek Aşkın Nur Yengi'yi ülkemizde pop icra eden bir bayan olarak biliyordum sadece, ötesi de yoktu.
Cumartesi gecesi TRT1'de popstarımsı bir yarışma vardı. Sadece konsept benziyordu popstara ama içerik farklıydı. Popstar olmak isteyen gençler yerine Anadolu'nun farklı yerlerinden folklör grupları katılıyordu yarışmaya ve en iyi dans grubu olmak için yarışıyorlardı bu gruplar. Aşkın Nur Yengi de hangi tecrübesine dayanıldı bilmiyorum; ordaki 4 sabit jüri üyesinden biriydi.
Google amcaya soruverdim neymiş bu diye, Altın Adımlarmış efendim yarışmamızın ismi. "Televizyonların ilk Türk Halk Oyunları Yarışması" diyor sitede slogan olarak.
Tavır, üslup. Çok önemli kelimelerdir benim için. Bu kadında her ikisi de oldukça kalitesizdi maalesef. Bulunduğu mevkiye yerleşmiş bir şekide folklörcüleri pek hoş olmayan bir üslupla, el-kol mimiklerinin de desteğiyle eleştriyordu. Hani tabii ki eleştirecek sonuçta jüri üyesi ama... O eller kollar öyle oynamamalı yahu. Suratında da meymenet yoktu kadının zaten. Anında nefret ettim açıkçası kendisinden. Güzel olsaymış bari... Hoş, Pamuk prenses ve yedi cücelerdeki aynaya bakıp "Var mı benden güzeli" diyen kadının güzelliği vardı aslında kadında, itiraf edeyim onu bak.
Sonradan öğrendim, pek sevdiğim Haluk Bilginer'in yine pek sevdiğim -tavır ve üslubunu takdir ettiğim- Zuhal Olcay'la olan uzun evliliklerinin bitmesinde bu kadının payı varmış. Zaten Haluk Bilginer'in şu anki eşi de Aşkın hanım oluyormuş. Ne kadar doğrudur bilmiyorum, magazinci değilim, ilgilenmiyorum da. Yine de kadına karşı edindiğim antipati biraz daha birikti bunu öğrenince.
Neyse efendim. Televizyon izlemeden daha mutluyum ben onu fark etmiş bulundum tekrardan. "Televizyon izlemiyorum" şeklinde entel artistliği taslamak için de yazmadım bu yazıyı. Boşalayım dedim sadece bi... O kadar.
Not: Bu arada aynı program sayesinde adaşlıktan doğan sempatim biraz daha birikti Yavuz Bingöl'e karşı. Adamın sesi de güzel zaten. Hem sonradan görmüş gibi de durmuyor başkaları gibi; nazik, üslubu düzgün. Bıyıkları da pek yakışmış, gürbüz gürbüz maşallah.
Yazının orjinal hali: http://yavuzselimk.blogspot.com/2008/07/akn-nur-yengi.html