Per 13 Ağu – Rock Tatili - Foça / Zeytinli Rock Festivali
13 Ağustos Perşembe (1. gün)
doğrusu 4 gün içersinde sahnede en çok keyif aldığım gün diyebilirim. zaten tüm grupları en önde izledim ilk gün. en ön dediğim de en ön hani. demirliklere tutunuyorum anlayacağınız.
pek kolay olmadı hani, öğlen 4te geldim sahne önüne gece 4te lordi kapatana kadar orada dikildim :s neyse , incelememize başlayalım.
METOBOY
pentagramın metoboyu, metin abimiz her zamanki gibi döktürdü gitarıyla. ayrıca meşhur sticker manyağı gitarını da yakından görmüş oldum. metin abimiz bir yana , bir de gay misali bassçısı vardı da.. pek laf yedi ya bizden (duymasına rağmen aldırmadı ama.) özellikle şarkı esnasındaki asenayı bizlere anımsattıran gitarla kıvırmaları pek göze battı.sonra efendime söyliim şarkı aralarında metin abimizin sözünü kesip araya kendi çapında yaptığı esprilerle epey salak etti kendisini... neyse, kısaca çok iyidi metin abimiz gay bassçıya rağmen.
Black Tooth
günün en faza gaz veren grubuydu diyebilirim. zaten önceden az çok biliyordum kendilerini. iyi ki de bilmişim hani.çünki her fırsatta bizi gaza getirmeye çalıştı (bkz.death wall, pogo,headbang). bence panteradan geri kalır yanı yoktu. özellikle solistleri tuna pek sıcak birisiymiş yahu. ama ağzı çok bozuktu. bence gaz vermek için küfür ediyordu. zaten çok bellli ediyordu olur olmadık yerde ettiği küfürlerle. neyse efendim şarkılar falan iyi çalındı. sahne performansı gayet iyidi. ikramlar da oldu. sürekli bira ve su yolladılar sahneden bize. hicri babanın attığı su şişesini aldım şahsen ;) afiyet olsun bana. amma da susamıştım hani. ayretten şov da yaptık. türkiyenin en büyük death wall rekorunu kırdık. ama yerimden olmamak için katılmadım. sonra tüm seyirciler (30 bin diyorlar) çöktü ve aynı anda zıpladı. ve en güzeli de grup üyelerini taşımamız oldu. ilk olarak tuna çıktı seyircilerin üstüne. ya bu olayın adı ne bilmiyorum ama tarif edeyim. hani böyle seyircilerin üstüne çıkıyor, seyirciler taşıyorlar ya... işte o olay. neyse efendime söyliim sonra hicri babanın gözüne batmış olacağım ki (ee ne de olsa feysten arkadaşım) yanıma geldi ve benim elimi tutarak üstüme çıktı ve geçti. diğer üyeler de yanımdan falan geçti. tam şov bitiyordu, tuna bizim yanımıza geldi ve teker teker en öndekilerin elini sıkmaya başladı. sonra giderken çağırdık, bir daha kaldırdık. fakat tunanın ayağından tutabildim sadece :D ...
Çilekeş
tek kelimeyle berbattı. çilekeş hayal kırıklığına uğrattı tüm dinleyicilerini. son albümlerine yapılan eleştirilere hiç kulak vermiyor olacaklar ki, hemen hemen sadece son albümden çaldılar. mp3'ten bile iğrenç gelen gitar sound'u , yaşanan arızalar ile birlikte iyice kulaklarımızı kirletti. yuhlama ve ıslıklar kendimden geriye şarkısına kadar devam etti (1 saate yakın sürdü anlayacağınız). kendimden geriye'yi çalınca yatıştı seyirci, hoş oldu herkes. ama 2. albüme devam ettiler yine. bir süre sonra su şişeleri havada uçuşmaya başladı. böyle olunca görkem arkasına bakmadan iyi eğlenceler diyerek sahneyi terketti. tabi çok ayıp oldu seyirciye. çilekeş sanırım hala amatörlüğü üstünden atamamış gibi...
Epica
günün en bomba isimlerinden birisiydi belki de... bilmiyorum şahsi düşüncem değil ama izlenimlerimden yola çıkarsam böyle bir şey söyleyebilirim. epica çıkmadan önce ön tarafta iğrenç bir izdiham yaşandı. arkamdan epey darbe aldım. ön tarafta akrabalık bağları güçlendi diyebilirim. bu yetmiyormuş gibi epica akort zakort olayını epey uzattı. gıcığına gitt tabi herkesin. su şişeleri uçuşmaya başladı... bir tanesi klavyecinin koluna geldi, gerginlik yaşadık. ama yine devam ettik protestoya.
en sonunda simon hazretleri sahneye çıkmayı akıl etti. konser falan başladı işte... sade giyinmişti simon. rahattı gayet. pop söyler gibiydi, avril geldi gözümün önüne. yanındaki öküz tayfası da full headbang yaptı. pek uyuşmadı sanki. ama güzel çaldılar. iyi ki pat küt biliyormuşum şarkıları, nakaratlarda eşlik ettim. yoksa çekilir gibi değildi, uykum vardı.
neyse, şarkılar bitti falan.. sonra çok anlamlı bir göndermede bulundu üyeler. seyircilere yaklaşık 30 tane su şişesi gönderdiler. bizim millet de hayrına gönderiyor, içelim güzelleşelim sanıyorlar. tabi herkes diyalektik düşünemiyor demi :D neyse efendim simon gitti falan... sonra gitaristler aşağıya indi , en öndekilerin ellerine şöyle dokunaraktan geçtiler. 3'ünü de yakaladım. hoş oldu:D
Mezarkabul (Pentagram)
ve ve... ilk gün sabırsızlıkla beklediğim tek gruptu zaten, en önde izleyince pek hoş oldu be :D şansım vardı ki çalınan tüm şarkıları biliyordum. arkamda epey yığılma oldu. en ön hep erkeklerle doldu taştı. simsiyahtık. şarkılar başladı, sonra eşlik ettik bağıra bağıra. pardon, böğüre böğüre. özellikle "anatolia"'da coştuk. unutamıyorum o anı.
ah yurdum insanı... farkettim de, insanın özünden bir şeyler zevkleriyle uyuşunca ne güzel, ne muazzam oluyormuş. biraz geç oldu ama... neyse efendim, "bir" şarkısına çok yoğun bir istek vardı (şahsen ben de çok istiyordum) ve çaldılar. headbang tavan yaptı. bence black tooth, lordi, epica falan bize dünyanın gazını verselerdi, isterlerse lpg döşeselerdi yine o ortamı yaratamazlardı. pentagrama karşı bambaşka bir his var hepimizin içinde. yaşamak lazım arkadaşlar. ben hayatımda böyle içten şarkı söylememiştim. off off...
performansa gelirsek, gayet iyilerdi. hatta sound mp3ten daha sert daha ateşli geliyordu.
murat abimiz çok süperdi. özellikle bizimle çok iyi diyalog kurdu. biz onu nasıl dinlediysek, yaptığımız tezahüratlarımızla da o bizi dinledi. baba gibi davrandı bize. ortamı ısıttı. samimiyet hat safhaya ulaştı.
metoboy uçtu yine. sololarını dinlerken ağzımız açık kaldı.
hakan abimiz otoritesini fazlasıyla hissettirdi her zaman olduğu gibi.
cenk abimiz haliyle pek gösteremedi kendisini ama biz onu biliyoruz.
tarkan abimiz de epey göz doldurdu :D sahne şovu çok harikuladeydi hakikaten. bir saniye sabit durmadı.
bütün bunlar bir yana, en çok hoşuma giden sahneden ayrılmadan önce omuz omuza girip başlarını eğerek bizleri selamlamalarıydı. o an hiç gözümün önünden gitmiyor.imreniyorum ve bir o kadar da gurur duyuyorum. hem de fazlasıyla! bu ülke elindekinin kıymetini bilmeli, bir daha gelmez böyle baba grup!
Lordi
saat 2ye vurmuş, çoktan çıkması gereken lordi hala ortalıkta yok. herkes oyalanıyor işte kendi aralarında yaptığı tipik tezahüratlarla ( ...ımı ye tayyip, ...ımı ye fener, kaf kaf sin).
yarım saat daha bekledikten haliyle sinirlerimiz bozuldu tabi. bir kaç ufak yuhlamadan sonra millet kendine geldi ve şişe, terlik, bira kutusu, tişört, taş, su şişesi ne varsa atmaya başladı (sahne boş bu arada :D) ardından organizatörlerden birisi ön tarafa geldi ve bize tezahürat yapmamızı, lordinin birazdan çıkacağını bu yüzden moral vermemiz gerektiğini söyledi. "vay sen misin bize akıl veren?"
işte o an... hayatımda en çok güldüğüm anlardan diyebilirim size. aradan çıkan parlak bir tezahürat ile 30 bin insan kopmaz mı? - "...ımı ye lordi ! " off xD xD 30 bin kişi aynı anda diyorum size. burası türkiye arkadaşlar :D
sonrası daha beter. lordi sahneye çıkıyor ve ne olup bittiğinin farkında olmadığından ve tezahüratı iyi bir şey sandığından "thank you for your support guyz! " xD xD efendim bir gırgır bir şamata... sormayın. gülmekten gözümden yaş gelmişti ya :D
neyse geçelim bu geyiği de. lordi sahne performansıyla gerçekten o kadar reklamı hakettiğini gösterdi ve dünya çapında bir grup olduğunu bize kanıtladı. özellikle şarkı aralarında önceden hazırlamış oldukları oyunları çok müthişti. oyun demişken, bir oyunda eleman kağıdın birine imzasını atıyordu ve aşağıya fırlatıyordu. kağıt tam üstüme düştü. almıştım ki salağın birisi elimden çekti ve kağıdı aldı. kağıt yırtıldı ama küçük parçası kaldı bende. attım tabi ne yapayım :D
ayrıca en önden izlediğim için söylüyorum, kıyafetleri göründüğünden çok daha görkemli. sadece 5 m uzaklık vardı aramda ve gerçekten uzun bir süre kıyafetleri inceledim. hayran kaldım.
şarkı performansları da çok iyidi. vokal hiç detone olmadı o kadar zorlamasına rağmen gırtlağını. çok beğendim. who's your daddy, it snows in hell ve hard rock hallelujah şarkılarına eşlik ederken kendimden geçtim. ayrıca vokalimiz sözlerini tam bilmediğimiz şarkılarda mümkün olduğunca eşlik ettirdi bizi. hey hey diyerekten epey yorduk kendimizi ama, sıkılmadık :D kapanışı da hard rock hallelujah ile yaptık ve kapanış için hard rock hallelujah şarkısı çok iyi oldu. tam da saat 4e geliyorken...
kapanışın ardınan dağıldık, herkes yataklarına uçtu. kafayı vuran anında uyudu. süper bir gün oldu :D
14 Ağustos Cuma (2.gün)
tüm günler ilk günüm gibi geçsin isterdim ama 2. gün hayal kırıklığına uğradım.
sahneye çıkan grupların çoğuna eşlik edemedim ve önceki günün yorgunluğu da eklenince... çekilmez oldu gerçekten.
Kül
2. günün ilk grubu olan kül'ün çıkması gereken saatte çıkmayacağını , ilerleyen saatlerde myspace sahnesinde çıkacağını öğrendik.
Gren
ismini duymuş olmama rağmen şarkılarını bilmiyordum. bu yüzden sadece dinlemek ve izlemekle yetindim. fakat çok iyi şarkıları vardı. hoşuma gittiler.
sahneden ayrılmadan önce seyircilere albüm cdlerini fırlattılar. alsaydım bir tane dinlerdim ama... neyse sağlık. - yok, indirmeyeceğim. üşeniyorum)
Öztürk
öztürkü biliyorum az çok. ara sıra nakaratta bir kaç şey mırıldandım işte. çok hoş oldu konseri fakat mikrofonda ciddi sıkıntılar yaşandı. ses sürekli kesilip duruyordu. el kol hareketleriyle sürekli sesin kısıldığını belirtiyorduk ama yapılan müdahaleler pek işe yaramıyordu. 5 dk sonra yine kesiliyordu. öztürk sabredemedi tabi ve "mikrofon getirin huleeeeyyn" gibisinden diyeceğim ama olmadı tabi böyle bir şey. baterinin yanına gitti ve başını kick mikrofonuna eğerek biraz oradan söyledi ardından gitar amfisinin yanında takıldı azcık... öyle böyle şarkıyı götürdü. epey takdir topladı bu davranışı.
Karapaks
doğrusu hiç hoşuma gitmeyen gruplardan birisi oldu. farklı olarak perküsyon olayına falan girmişler ve solist herif imaj değiştirmiş sanırım.
yalnız o kadar sıkıldım ki , hayal kurmaya başladım. "eve gidersem ilk iş olarak.... yok yok, önce yemek mi yesem" bla bla...
myspace sahnesinde bile görmek istemezdim doğrusu. 1000 dinleyicisi bile yok ve neredeyse ana grup yapacaklar herifleri. neyse.
Hayko Cepkin (myspace secret show bonusu)
kendisiyle ikinci kez karşılaşıyorum ama bu sefer ağzımı bozdum yani. ya hayatımda bu kadar küfür ettiğimi hatırlamıyorum. ne rezalet bir olaydır bu sıkrit şov olayı. biz ogünü beklemeye koyulmuşken, ortam ısınmışken , nereden çıktın ya sen? hem organizatörler neden düşünmüyorlar ki , eğer hayko çıkarsa 30 küsür bin kişi öne yığılacak (ben hariç) ve bunun sonucunda izdiham ötesi bir şey oluşacak. maalesef öyle de oldu yani.
akraba olmuşken ciddi ciddi olduk bu sefer sanırım. çok iğrençti. ezildik büzüldük demirlerle et yığını arasında. ve su gibi oldum terlemekten. daha fazla dayanamadım tabi. çıktım gittim en önden.
temiz havaya kavuşunca sinirlerim de yatıştı.
bulunduğum yerde uzanıverdim yere. ogünü beklemeye koyuldum.
Ogün Sanlısoy
yerde yarı uyur vaziyette ogünü beklerken, bir anda fırlayıverdi sahneye. şarkısına başlamasıyla kendime gelmem bir oldu. o çaldı biz coştuk...
pencere, saydım , ben de özledim , büyüdük aniden falan çaldı epey ya. güzeldi yani. tam da hayko cepkininin çıkmasıyla hayattan soğumuşken ısındım yani :D
yalnız ogün epey çökmüş. pek yaşlı göründü gözüme. - ne bileyim, öyle ama :D
Duman
belki de orada bulunan 30 küsür bin kişinin cuma günü için olan en büyük merakıydı duman. bilemeyiz ama şahsen benim öyleydi. lordi gibi duman da en son grup olaraktan bekletti bizi uzun bir süre. uyudum yani ne yalan söyliyeyim. uzandım yere ve uyudum bir güzel. eminim ki benden başka uyuyan çok kişi vardı...
neyse efendim bir anda çığlık mığlık uyandım tabi. -noluyoz lan? demeye fırsat bulamadan kağan sahnede yerini almıştı.
son zamanlarda yaptığı gibi yine "dibine kadar" la girişini yaptı. valla iyi ki hepsini ezberleyip gelmişim diyorum çünki kağana canlı olarak eşlik etmesi bambaşkaymış. daha doğrusu dumana. bambaşka bir tarzı var ve siz söylerken aynı zamanda kağan gibi oluyorsunuz farkında olmadan. en güzeli de şarkıyı yaşıyormuş gibi hissediyor insan. bilmiyorum bunları ben hissediyorum ama eminim siz de az çok hissediyorsunuzdur.
neyse efendim duman performans olarak mp3ten geri kalır yönü yoktu hatta çok daha iyidi. uzun çabalarımdan sonra ortalarda kendime güzel bir yer buldum ve pek yakın olmasa da yine yakınlara yakın sayılabilecek bir yerde izledim, dinledim.
şarkı seçimi şahane olmuş. çok hoş şarkılardan çaldılar. özellikle son albümlerinden çaldıkları şarkılar pek güzel geldi kulağıma. ama en güzeli yanıbaşımdan oldu.
sahne için ürettikleri eklemeler de vardı. mesela bateri solosu. alen tek başına 5 dk solo attı. yalnız dikkatimi çeken bir husus var. kağanın çok koyu led zeppelin fan olduğunu biliyorum ve ben bunun gibi bir soloyu led zeppelinin şarkısı olan moby dick'ten hatırlıyorum. dahası; iki şarkı da enstümental. buyrun :)
ama hoştu ya öyle demiyeyim :)
efendim duman saat 4e kadar bırakmadı gidelim. çıbıldak cıbıldak söyledi durdu. (ben de çıplaktım xD) şaka yapmıyorum, herkesin pestili çıktı bir süre sonra. uyku, yorgunluk... uzattı da uzattı kağan. "tamam, sizi de yorduk ama son parça bu" diyor ardından 10 parça çaldıktan sonra yine aynı şey. son parça olan köprüaltında yere oturup uyuduğumu hatırlıyorum. şarkının sonlarına doğru uyanmıştım ama :D
ve sonunda konser bitti, "oh yes uyuyalım hadi kanka! " diyorduk biz lakin azınlık kişiler utanmadan "bi daha bi daha" diyordu. aslında epey vakit geçti, ben taaa çadırıma kadar girip ayakkabılarımı tam çıkarmıştım ki, aşağıdan "herşeyi yak" çalmaya başlamaz mı? - evet bastım küfürü.
ama o kadar yorgundum ki, şarkıyı dinleyecek enerjim bile kalmamıştı. çadırımdan dinleyeyim dedim. uzandım, parça bitti. sonra helal olsun çalmaya başladı, yarısında uyuyakalmışım....
15 Ağustos Cumartesi (3.Gün)
efendim 3. gün gerçekten hoş güzel oldu. özellikle öğle vaktinde foça merkezde epey güzel vakit geçirdim. yalnız bu pek iyi olmadı çünkü eğlenceye kendimi kaptırınca, festival alanına geç geldim ve sanatçıların bir kısmını kaçırdım. üstelik bunların arasında the Ayılar da vardı. birkaç pank arkadaşımdan duyduğuma göre epey karışmış ortalık. pogo falan coşmuşlar. üzüldüm doğrusu. çok istiyordum canlı olarak dinlemeyi ama... sağlık olsun.
dediğim gibi, geç geldim. bu yüzden dinar bandosundan başlayacağım.
Dinar Bandosu
dinlemeyi özellikle istediğim sanatçılardan birisiydi. doğrusu beklediğimden de mükemmel çaldılar. en güzel kadın istanbul, şabanın rüyası, feyyaz falan epey coşturdu bizi.
hatta hepimiz zenciyiz parçasında kendi imkanlarımızla tren yaptık ve tüm alan içersinde sağdan sola koştuk, koştukça trenimizi büyüttük. en güzeli de pek kalabalık olmamasıydı. rahat rahat oynadık. pogocular da yoktu. hoş güzel oldu.
kapanışa doğru da asaf abi yine sürprizini yaptı ve kolonlara tırmandı (foto mevcut :D)
ha bir de ali rakıyı sek içiyordu biz de "helal olsun be" falan gibisinden tezahüratlar yapıyorduk. ama sonradan anladık ki içtiği rakının kapağı takılıymış. feryin farkettirdi bize. biz de yemiştik ha cidden.
bunlar da dinar bandosundan resimler işte.
Baba Zula
geleneksel aletlerle bize değişik bir deneyim yaşattırdılar. özellikle oynak melodileri ile gerçekten değişik bir atmosfer oluştu sahne alanında. seyircilerin doğaçlama oyunları gözüme çarptı. tabi biz de oynadık az buz bişeyler. durmak olmaz :D
"kimin düğünü lan bu?" gibisinden esprilerle de tanışmış olduk.
özellikle vokal çok güzeldi. orjinal xD
Yasemin Mori
normalde pek dinlemediğim için konserini de pek takmadım. sağda solda dolaştım öyle. çadıra gittim... çok eğlenceliydi (alışkanlık)
Kurban
3. günün benim için tek anlamı ve önemiydi kurban. 3. gün benim için her şeydi kurban! deniz'i görmek... rüyalarım :D
kurban sahneye çıkar çıkmaz, hatta çıkmadan evvel başladı diyebilirim pogo. tabi ben uzak durmaya çalışıyordum hani. işim olmaz.
ilk olarak yine ile girdi ve bir anda ortalık çok fena karıştı. toz duman, kusmuk, tükürük, bağırışmalar...
ve çok ilginçtir ki istemeden pogonun arasına girdim. aradan çıkayım falan derken bir de baktım en önlere gelmişim. yine şarkısı bittiğinde yaklaşık 15 m lik mesafe kaydetmiştim. hizamda sadece 3 kişi vardı. diğer şarkılarla birlikte 2 parça sonra en sonunda demire el attım. hala inanamıyordum deniz'e bu kadar yakın olduğuma.
sahne performansları beklediğimden çok yüksek çıktı. deniz gayet neşeliydi. esprileriyle güldük, şarkılarıyla koptuk.
yosma , lambaya püf de, zorba, yalan, namus belası, sakın söyleme, sarı çizmeli mehmet ağa falan... çok şarkı çaldılar ama sabaha kadar çalsalardı bir adım atmaz, orada eşlik ederdik.
lambaya püf de parçasında burak hepimizi kameraya aldı ama görüntüler nerede acaba hiç bir fikrim yok. grubun web sayfasında olmalı. ama sayfayı açıyorum ve bir müzik eşliğinde acayip bi fragman gibi bir şeyle karşılaşıyorum. 60 punto KURBAN yazısı... nedir ya bu? zombo2 mi :D
Mor ve Ötesi
kurban konserini kapattıktan sonra doğrusu içimde mor ve ötesini dinleyecek hiç hevesim kalmadı. zaten sağımda ve solumdaki herkes aynı şey düşünerekten olduğu yerden ayrıldı. en önü mor ve ötesinin klasik dinleyici kitlesi olan kızlar doldurdu.
doğrudan ayrıldım ve çadırda falan takıldım yaklaşık bir saat. sonra sahneyi gören bir tepeye yerleştim ve girişi oradan izledim. uyan şarkısı ile giriş yaptılar. ardından çok hoş parçalar geldi... e dayanamadım artık :D aşağıya indim. arkalarda bir yerde gayet cool bir pozisyon aldım ve dinlemeye koyuldum. cambaz, şirket, yaz yaz yaz, deli, re falan çaldılar. bir süre sonra yorgunluktan gözlerimin kaydığını farkettim. fazlasıyla uykum vardı.
kalktım ve doğrudan çadırıma yöneldim.
çadırda tam uyumaya koyulmuştum...
"herkesin bir derdi vardır" dedi harun ve.... çok sinirlendim haliyle.
o kadar bekledim tam uyurken çalınır mı o şarkı?
ama uykumu hiç bir şeye değişmem :D
gerisini hatırlamıyorum.....
16 Ağustos Pazar (4. gün)
son gün bir yorgunluk tabi üzerimizde...
foçada takıldım tüm gün boyunca. yat kalk, zıpla hopla, iç, ye, uyu...
yalnız listeye baktığımda anasahneden ilgimi çeken pek grup yoktu. myspace daha cazip geldi. kimse izlemiyordu çünki. zaten seyirci kalmamıştı diyebilirim. herkes vınn...
moğolların yarısına kadar anasahneye uğramadım bile.
myspace, anasahne karışık anlatacağım sizlere :)
Osmanlı Tütün Rejisi
aslında hiç de fena değillerdi. gayet yaratıcı besteleri vardı ama seyirci gerçekten haksızlık yaptı. bir elin parmağı kadar seyirci vardı neredeyse. güzel çaldılar. ama moraller oldukça bozuktu gördüğüm kadarıyla. çok üzüldüm, hem de çok...
fotoğraf falan çekildik sahne çıkışında :) unutmam heralde kendilerini bir daha :)
oyunbozan
bence günün bomba isimlerinden birisiydi :) vokallerini bilmiyorum neden ama brandon flowers'a benzettim (sima olarak da ayrıca benziyordu). efendime söyliyeyim allah nasıl bir yetenek verdiyse solocu arkadaşımız resmen gitarı ağlattı yani. özel istek yağdırdık hattta solo at abi solo !! diye :)
şarkılar da çok hoştu. ben çok beğendim. keşke bilseydim az çok kendilerini. böylece daha çok eğlenebilirdim sanırsam :))
solocu abinin penasını almayı da unutmadım :) foto felan da çekildik hoş oldu yani :D
"solocu abi"... bu ne lan? :D:D
Magick
kendilerini bilmiyorum ama fena değillerdi. özellikle solist abimiz pek emektar biri olmalı ki, her haliyle anlaşılıyordu. dinledik eğlendik falan, son dakikada gelen metallica - wherever i may roam coverı çok iyi oldu ama be :D:D tuttum (Y)
Demir Sert
kendisi gelecekte bomba gibi piyasaya düşebilecek şahsiyetlerden birisi "demir".
şarkıları çok ve çok hoştu. ayrıca grubun imajı çok hoşuma gitti.
şarkı sözlerine de kitlendim. şu satanist mi ateist mi ne vardı, o hoştu. evet o şarkıyı tuttum gerçekten.
abimiz bizi kırmadı ve sahne arkasında epey konuştuk. ankarada çalıyorlarmış sanırım. albümleri de çıkmış. ellerinde olsaydı alıcaktık bi tane ama :D:D
bakalım kısmet olursa dinleyeceğiz kendilerini bir kez daha ankarada :)
ve demir sert bitti, ben kaçtım. arkadaşlar çadırı topluyorlardı, bir el attım. sonra kendilerini 10 da kalkan otobüslerine bindirdim.
onlar gitti, yol parasından arta kalan paramla açtım bi bira, oturdum köşeye. beklemeye koyuldum. yüksek sadakat çıktı falan plaket diyorlardı. mal mal çaldılar. ıyykk :S:S sonra canım pek sıkıldı fıratı aradım dert yandım param yok diye :D:D
bla bla...
çadır arkadaşım erkenden parası tükenince 4. gün sabahı gitmişti ve yalnız kalmıştım.
pek rüzgar vardı gece ve bu yüzden çadırımın uçmuş olabileceğinden şüphelenmiyor değildim.
bi gidip bakayım dedim. kamptakilerin çoğunluğu 4. günü gereksiz bulduğundan dolayı erken gitmişti ve bu yüzden çadırımın etrafındaki çadırları seçmekte zorlanıyordum. üstelik karanlık bastırmıştı iyice. el fenerimin aydınlattığı yeri görebiliyordum sadece.
yarım saat geçti ve hala bulamamıştım. üstelik etrafımda onlarca yerinden uçmuş çadır bulunmaktaydı.
1 saat derken ben iyice umudumu yitirmiştim. sonra son bir umut, aşağıda arayayım derken bir de ne göreyim, terliğim :D hemen gittim ve yanıbaşımda çadırım. meğer epey yukarılara çıkmışım da farkında değilim.
bir hopluyorum, bir zıplıyorum sevinçten :D dünyalar benim oldu yahu :):)
neyse efendim üstüme uzun kollumu falan giydim, işlerimi hallettim. ayrıca çadırımın sağını solunu taşla doldurdum uçmasın diye.
sonra aldım elime telefonu önce nörcını aradım yapmam gereken bir jesti hatırlatmak için :D nasıl oluyorsa artık. "bak sana jest yapıcaktım ya hani, biraz sonra yapacağım, hazırda bekle falan :D:D" (aslında aynen öyle ama çaktırmamaya çalışıyordum)
sonra moğolları dinlemeye koyuldum. oldies...
çok güzel parçalar çaldılar. yalnız bir ara yine politikleşti ortam. tayyip yedi yiyeceğini. kendimize geldik şöyle :D güzel oldu :D
ondan sonra moğollar sahneyi teo'ya bıraktı...
ve başladık beklemeye...
Teoman
keşke biraz daha erken yazsaydım diyorum 4. günü. çünkü teomandan aklımda kalan çok az şey var şu anda. etrafım kız doluydu, gelenler çoğu günübirlikti, teoman gayet cool'du.
bunlar anabaşlık gibi bişey işte :) ne alakaysa artık :D:D evet, saat biraz geç oldu. hastayım ayrıca.
efendim teo uzun bir bekleyişten sonra girişini yaptı ama şarkıyı hatırlayamıyorum bildiğim bir şarkı olmasına rağmen.
uzun zaman oldu yahu.
sonra çaldı da çaldı çaldı da çaldı... geldik fahişe şarkısına :D
şarkının yarısı bitmişti ki , teo durdu ve "sözleri unuttum" deyivermez mi :D:D
gayet gülünç geldi bana :) "kendi başıma bu kadar söz yazarsam böyle olur" diye ekledi ve sonra ön sıradaki seyircilere sordu şarkının devamını :) ben de o arada hemen telefona yapıştım :) nörcııın !! teo sözleri unuttu ya :) ne yapmayı amaçladım, o da ayrı konu hani. :)
sonra efendim çoban yıldızını bekliyordum. çaldı çalıcak derken bir anda giriverdi... olağan hızımla nörcını aradım ve bir kaç ses kontrol yaptıktan sonra etrafımdaki onlarca kişinin yaptığı gibi telefonu havaya kaldırdım. tek zeki biz değilmişiz, onu anladım. :)
çoban yıldızı bitti ve bir kaç şarkı çaldıktan sonra bir anda sahneyi terketti. saat 03:00'ı gösteriyordu. en erken teo kapatmıştı şu ana kadar...
çadırıma gittim, koskoca çadır, sadece ben... yayıldım ve iyi geceler ahmet :D
ha şey, uyurken aşağıdan arctic monkeys, kaiser chiefs ve killers'dan parçalar çaldılar. dinlicektim ama uyudum işte. hem mp3ümde de var aynıları :D:D:D
uykumun yerini hiç bir grup tutamaz !