Heavy Metal'in bir alt türüdür ve ekstrem metal'in şemsiyesi altında tanımlanabilir. Karakteristik olarak hız ve agresiflik ön plandadır. Thrash Metal'in ortaya çıkışı '70lerin sonu ve '80lerin başı olarak tarihlendirelebilir. Bu senelerde NWOBHM (New Wave Of British Heavy Metal) türünden ve bazı punk rock etkileşimlerinin birlemişimden meydana gelmiş bir türdür Thrash Metal. Yakın akrabası Speed Metal ile kıyaslanacak olursa Thrash Metal'in çok daha agresiftir.
Türün şarkı sözleri genellikle toplumun ve insanın kendisinin bir savaş makinasına dönüştürülmesine, insan düşüncelerinin iç dengesizliğine ya da çelişkilerine, aynı zamanda günümüz dünyasının insanları bu çelişkinin içine sokmasına karşı oldukça agresif öğeler içerir. Bunun yanısıra birçok Thrash grubu pozitif sosyal konular, çevrecilik gibi hassas konularda da görüşlerini agresif bir biçimde ortaya koyabilmektedir.
Volume 1:
Hardcore ve metal birbirine zıt giderken yepyeni bir tür punk’ın şarkı söyleme stili ve müzikal özelliğiyle metal rifflerinin ve kültürünün birleşimiyle ortaya çıktı. Genellikle bir dakikanın altında süren muhalif şarkılar dinleyiciyi riff’lerle sersemletiyordu...Vokaller neredeyse tellal ya da çığırtkanlar gibi yüksek sesli ve şiddetli bağırıyordu. Müzik genelde düşük kalitede olsa da hızlı ve aniden durulup coşan gitar tekniği alışılmışın oldukça dışındaydı. Tüm bunların yanında açılan bu yeni bulvar sayesinde artık siyaset de ebedi olarak metale girmiş bulunuyordu. Bu yeni türün adı thrash metaldi...
Thrash metalin kökeni 1970’lerin sonuna ve 1980’lerin başına bazı metal gruplarının hardcore punk’ın aşırı hızını klasik metal melodilerine eklemesine dayanır. İki grupsa bu yeni formu belirginleştirme şerefine nail olmuştur: Venom ve tabiki Motörhead.
Tüm bunların ötesinde thrash metal kategorize etmesi güç bir şey de kanıtlamıştı. Bazı metal fanları ve müziyenleri oluşan bu yeni türü değişmez sabit bir konsepte oturtmaya çalışsalar da diğerleri bu kısıtlamaya karşı çıkıp böyle bir sınıflandırmayı gereksiz buldular. Çünkü iki farklı metal türü arasında geçişler olması genel bir durumdu. Hatta metal olmayan türlerin bile metal müziğe etkisi oluyordu..
Bazıları 1981 senesini thrash metal için dönüm noktası olarak görse de çoğu insan için hikaye çok daha eskiye dayanıyordu. Black Sabbath’ın “Symptom of the Universe”inde (1975) muhtemelen ilk thrash riff’i bulunuyordu. Hatta “Into the Void” ve “Children of the Grave”den (ikisi de 1971) bile bahsetmek mümkündü. Speed metalin öncü grubu Judas Priest’in 1978 yılındaki “Stained Class” çalışmasında da thrash metal izleri vardı. Grubun bateristi Les Blink’in tempolu ritminin aykırı bir gitar sounduyla birleştiği Tyrant’ın canlı versiyonu da stüdyo kaydına göre thrash metale hayli yakındı.
Motörhead’in Overkill’i (1979) New York’lu bir gruba isim olmuştu ve o grup 1981’de ilk thrash metal şarkısı olarak görülen eseri yapmıştı: “Unleash the Beast Within”. Çok geçmeden San Francisco’lu Leather Charm grubu da “Hit the Lights”ı hazırladı. Ama grup dağıldığı için bu şarkı yapılmadı. Grubun bestecisinin bir sonraki grubu Metallica’ydı böylece Metallica bu şarkıyı hayata geçirdi. Metal Church grubuysa 1980 ve 81’de Metallica’nın ve Overkill’in ilk zamanlarında yaptığı müziğe benzeyen bir iki çalışmayı çoktan kaydetmişti..
İlk thrash demosuysa yine Metal Church grubunun Red Skies (1981) demosu olabilir. Thrash speed ve power metali birleştiren bu enstrümantal demo grubun Ekim 1982’de çıkardığı yeni demosu Four Hymns”in gölgesinde kaldı unutuldu gitti. Yani Metal Church kronolojik olarak ilk thrash demo çıkaran grup oldu. Metallica ise ikinci geldi. (Nisan 1982’de “Power Metal” Temmuz 1982’de “No Life ‘til Leather” demoları) Bir kaç ay sonraysa (Kasım 1982) Avrupa’lı Artillery grubu bir demo doldurdu. “We are the Dead” isimli bu demo daha çok Black Sabbath’ın müziğine odaklıydı. Metallica kadar hızlı olmasa da riff’ler birbirine çok yakındı ve demo sonuç olarak bir thrash demosuydu.
Thrash metal Overkill’in ikinci demoları “Feel the Fire”ı çıkarması ve Slayer’ın (“Chemical Warfare” şarkısını içeren) “Haunting the Chapel” EP’siyle 1984’de hız almaya başladı. Bu çalışmalar thrash metal türüne daha karanlık ve baskın bir ses özelliği kazandırdı. Bir sene sonra Artillery’nin “We are the Death“ albümü de türün hızlanmasına katkıda bulundu. Dave Mustaine’in Megadeth’ini de unutmamak gerek: Megadeth Judas Priest’in speed metaliyle thrash riff’lerini birleştiren müziğiyle (özellikle “Rust in Peace”-1990 ile) çorbadaki tuz miktarında önemli bir paya sahip oldu.
1986 yılı tür için gayet verimli bir yıl oldu. Dark Angel’ın “Darkness Descends” albümü gelmiş geçmiş en sağlam ve hızlı thrash albümlerden biri olarak görüldü. “Reign in Blood” (Slayer) bir klasik olarak kabul edildi. Alman grubu Kreator “Pleasure to Kill” ile türe yeni standartlar getirdiği gibi death metal üzerinde de hayli etkili oldu. Megadeth hayli teknik bir albüm olan “Peace Sells”i çıkardı. Metallica’nın “Master of Puppets” albümü ise thrash müziği çok daha ilerilere taşıdı türün adeta sınırlarını aştı.
80’lerin sonuna yaklaşılırken thrash metal son sürat hızına devam ediyordu. Bu senelerde tür pek çok alt dala ayrılmaya başladı Death ve Possessed gibi pek çok grubu da etkiledi. Possessed ilk death metal gruplarındandı ve thrash metalden etkilenip belki de ilk death-thrash klasiği “Seven Churches” albümünü çıkardı. Bazı gruplar da Megadeth’in ilk dönemlerinde yaptığı gibi speed ve thrash metali birleştirdi. Helstar Heathen ve Testament gibi gruplar da parlayan gitarlarıyla tanındı.
Neredeyse çeyrek asırı geçen tarihiyle thrash metal türünün en köklü türleri arasındadır ve en çok tanınan tüm dünyayı sarsan çoğu efsane metal grubunun da bahşettiği müzik türüdür. Metallica gibi.. Megadeth gibi.. Slayer gibi.. Testament gibi.. Anthrax gibi...
Volume 2:
Thrash Metal, 70′ler ile 80′lerin başında bazı grupların yeni bir tür oluşturmak amacıyla New way of British Heavy Metal ve Hardcore Punk türlerinin belli özelliklerini kaynaştırmaları sonucunda ortaya çıkmış bir Heavy Metal alt türüdür. Yakın akrabası Speed Metal’e oranla çok daha sert ve agresiftir. Benim açımdan Thrash Metal, Heavy Metal alt türleri arasında en değerlilerin başında gelir hatta en değerlisidir diyebilirim. Thrash Metal’in Metallica, Megadeth, Slayer, Testament, Exodus, Venom, Overkill, Anthrax gibi grupları bünyesinde barındırdığı göze alınırsa ne kadar değerli olduğu daha iyi anlaşılır sanırım.
Müzikal olarak Thrash Metal’in temel karakteristikleri; şarkılar içinde kullanılan hızlı ritimler (bu ritimlerin sayısı genel olarak 4′tür diyebiliriz, ancak kimi şarkılarda sayıları 6′ya kadar yükselebilir) ve hızlı gitar sololarıdır. Özellikle ritimlerde kullanılan “Palm mute, stakkato” teknikleri sayesinde tekleyen ve homurdanan bir motor sesini çağrıştıran tınılar elde edilir ki Thrash metal rifflerinde bunu sıkça duyarız. Thrash Metal soloları ise oldukça hızlı şekilde çalınır ve bu esnada “sweep picking, alternate picking, tapping gibi çeşitli teknikler kullanılır. Bu temel unsurları tamamlayıcı olarak davul devreye girer. Hızlı davul soloları ve genel olarak çift bass davul kullanılmasıyla Thrash Metal’in müzikal iskeleti vücuda getirilir.
Thrash Metal şarkılarında sözler temelde insanın ve toplum yaşamının kokuşmuşluğunu ve hiçliğini ele alır, ayrıca kan, vahşet ve satanik öğeler içeren sözleri olan şarkıların sayısı da oldukça fazladır.
Thrash Metal’in tam olarak şekillenmeye başladığı ve tavrını ortaya koyduğu dönem 1981 yılından itibaren başlar. Fakat bu döneme kadar, Thrash Metal’in doğuşuna ön ayak olan bazı gruplar ve şarkılar olmuştur. Black Sabbath’ın “Symptom of Universe, Children of the grave, Into the Void” , Queen’in “Stone Cold Crazy”, Diamond Head’in “Am I Evil” gibi şarkıları Thrash Metal’e kadar uzanan yolculuğun kilometre taşlarıdır. Bu noktada adından mutlaka söz edilmesi gereken bir diğer grupta Judas Priest’tir. Öyle ki asıl olarak bir Thrash Metal grubu olmamasına karşın Judas Priest neredeyse tüm Thrash Metal gruplarını etkilemiş ve bu türün belki de en önemli ilham kaynağı olmuştur.
İşte bu hazırlık devresinin ardından Overkill’in yaptığı “The Beast Within” ilk Thrash Metal şarkısı olarak ortaya çıkmıştır. Daha sonra kendisini Metallica’da yakından tanıma şansına sahip olacağımız, o yıllarda Leather Charm grubunun üyesi James Hetfield’in “Hit The Lights” isimli parçası yine bu dönemde yazılan bir diğer Thrash Metal şarkısıdır. İşin bu kısmı biraz karışık; bazı kaynaklarda ilk Thrash Metal albümü Metallica’nın 1983 yılında piyasaya çıkan “Kill’ Em All”u olarak gösterilse de Venom’un 1981 tarihli “Welcome to Hell” ve 1982′de yayınlanan “Black Metal” albümleri siz de kabul edersiniz ki “Kill’ Em All” dan daha öncedir. Bazı kaynaklar Venom’un bu albümleriyle Metallica, Slayer, Megadeth, Testament gibi gruplara ilham kaynağı olduğunu söylerken, bazılarıda bu albümlerin Venom’u Thrash Metal’in öncüsü konumuna taşıdığına inanıyor. Bu konudaki görüş ayrılığı bana kalırsa bakış açısından kaynaklanıyor. Bence “Kill’ Em All” kesinlikle safkan bir Thrash Metal albümü ve bu sebeple biraz objektiflikten uzaklaşıyor olsamda sanırım Metallica bu tartışmada bir adım daha önde.
1984 ve takip eden yıllarda Thrash Metal hızlı bir yükselişe geçti. Metallica’nın “Ride The Lightning”, Anthrax’ın “Fist**** of Metal”, Overkill’in ilk EP’si, Slayer’ın “Haunting the Chapel” EP’si, Exodus’un “Bonded by Blood”, Slayer’ın “Hell Awaits” albümleri bu patlama döneminin ürünleridir. 1985 yılında eski Metallica gitaristi Dave Mustaine’in kurduğu Megadeth “Killing Is My Business… And Business Is Good” albümü ile hem Thrash Metal dünyasına adımını atmış hem de Thrash Metal riffleriyle, Speed Metal’in girift(çapraşık) solo tarzını kaynaştırarak türe yeni bir soluk getirmiştir.
90′lı yıllarla birlikte Thrash Metal yeni bir değişim sürecine girdi. Ice Earth, Machine Head, Pantera ve benzeri Thrash Metal grupları birçok farklı türü Thrash Metal ile birleştirerek, temel Thrash Metal müzikal yapısını kendi istedikleri doğrultuda değiştirdiler. Bu yıllarda Heavy Metal’in ve dolasıyla Thrash Metal’in sarsılmaz kalelerini yıkan olgu, dönemin baskın türü olan Alternatif Rock’ın etkisidir. Bence Thrash Metal’e en ağır darbeyi vuran gelişme bu olmuştur. Sadece Metallica’ın “And Justice For All(1988)” ve “Metallica - The Black Album (1991)” albümleri arasında yapılacak küçük bir kıyas bile Alternatif Rock’ın Thrash Metal üzerinde ne türlü bir etki bıraktığını görmek için yeterlidir.
Nihayetinde 90′larda başlayan bu değişim rüzgarları geçen yıllar içinde birçok Thrash Metal grubunu etkisi altına almış ve Thrash Metal’in müzikal dinamiklerini derinden etkilemiştir. Günümüzde birçok Thrash Metal grubu tekrar eski şaşaalı günlere dönüş çabası içerisindeler. Bu iyi niyetli çabanın sonucunda olumlu yada olumsuz ne tür gelişmeler ortaya çıkacağını zaman gösterecek. Benim kendi adıma temennim 80′lerin ruhuyla yeni dönem rock anlayışının niteliklerinin dengeli bir biçimde harmanlanacağı güzel projelere imza atılmasıdır.
Başlangıç(1975) - 1990'lar
İlk örnek olarak Black Sabbath'ın Symptom of the Universe şarkısının giriş riffleri verilebilir. Bu riffler belki de ilk Thrash riffleridir. Daha sonrasında 1978 yılında Judas Priest'ın Stained Class isimli albümünde yayınlanmış olan Exciter isimli şarkı Thrash metalin gelişiminde çok büyük bir yapı taşı olmuştur. Her ne kadar Judas Priest tam bir Thrash Metal grubu olmasada ilerde Slayer, Venom, Testament, Metallica ve Megadeth bu gruptan çok etkileniceklerdir. Bir kaç sene sonrasında 1981 yılında Motorhead tarafından yayınlanan ve kısa bir albüm olan Overkill Thrash Metal'i biraz daha agresifliği ve hızıyla etkilemeye başlıcaktır. Aynı zamanda belki bu albüm, Overkill isimli amerikan thrash grubunun da isim babası olabilir. Overkill'in 1981'de yazdığı The Beast Within isimli şarkıya ilk thrash metal şarkısı dememizde mümkündür aynı zamanda. İkincisi ise Leather Charm isimli grubun Hit the Lights şarkısı diyebiliriz. Bu arada kısa bir not olarak Leather Charm çok kısa ömürlü bir grup olmasına rağmen bünyesinde James Hetfield'ı bulundurmuştur. Hit the Lights isimli şarkı ise aynı zamanda Metallica'nın Kill'em All albümündede yer almaktadır. Bu senelerde bir kaç denemede Metal Church isimli gruptan gelmiştir fakat bu çalışmalara tam anlamıyla thrash demek mümkün değildir. Venom'un 1981 yılında Welcome to Hell ve 1982 yılında Black Metal yayınladığı albümler ilerde thrash gruplarını yine çok etkileyen yapıtlardan bazıları olucaktır. Venom aynı zamanda thrash metal için başlangıç grupları arasında sayılmaktadır. Bunun ardından 1983 yılında Metallica Kill'em All albümünü, hemen ardından Slayer Show No Mercy albümünü ve Artillery We are the Dead demosunu yayınlamışlardır ve belki de bu albümler ile birlikte Thrash Metal'in emekleme dönemi artık sona ermiştir. 1984 yılında Thrash Metal'in artık bir adı vardı ve dinleyici kitlesi giderek genişlemekteydi bu sene içinde Metallica-Ride the Lightning, Anthrax-Fistful of Metal, Overkill-Overkill, Slayer-Haunting the Chapel albümleri ile Thrash Metal'e daha karanlık ve ağır bir hava katmayı başarmışlardı. 1985 yılında sahneye yeni isimlerde çıkmaya başlamıştı artık. 1985 yılında Kreator-Endless Pain, Sepultura-Bestial Devastation ve Megadeth-Killing Is My Business... And Business Is Good albümlerini yayınladılar. 1986 yılında Thrash Metal köklerini iyice derinleştirmiş ve gelişimine bütün hızıyla devam etmiştir. 1986 yılında Thrash Metal için klasik sayılabilicek albümler yayınlandı ve bunların ne önemlileri Kreator-Pleasure to Kill, Dakr Angel-Darkness Descends ve Slayer-Reign in Blood oldu. Bu 3 albümün farklı bir özelliği ise 1986 yılında bu üç albüme Lanetli Üçlü isminin takılmasıydı. 1987 yılında Testament ilk albümleri The Legacy ile ortaya çıktı ve kazandıkları ivmeyi sonraki albümlerinde de sürdürmeyi başardılar. Hatta ilerde isimleri en büyük 4 Thrash grubu (Metallica, Megadeth, Anthrax, Slayer) diye nitelendirilen gruplarla birlikte anılmaya başlandı. '80lerin sonuna doğru gelinmeye başlandığında Thrash Metal başlangıcına göre çok daha farklı ama aynı zamanda köklerine bir o kadar bağlı bir gelişme göstermeye devam etti. 1989 yıllında birçok klasikleşen albüm yayınlandı ve 1990 yılına gelindiğinde Thrash Metal artık evrim geçirmeye ve farklı türlerle etkileşime girmeye başlamıştı.
1990 - 2000'ler
90lara gelindiğinde bazı gruplar klasik thrash rifflerini korurken, bir çok grup farklı etkileşimde olan yapıtlar yayınlamaya başladı. '90larda Metallica-Metallica(The Black Album), Load ve ReLoad albümleri ile thrash dışı denilebilecek daha yavaş bir kanada kaydılar. Aynı zamanda Anthrax ve Megadeth'de farklılaşmaya başlamışlardı. Megadeth-Countdown To Extinction ve Anthrax-Sound of White Noise ile klasik thrash'ten uzaklaşmaya başladılar. Aynı dönemde Testament-The Ritual ile daha çok Death Metal kanadına kaymaya başladı ve Kreator Endüstriyel Metal kanadına doğru kaymasını 2001 yılına kadar sürdürdü.Aynı zamanda değişmeden kalan bir seri grupta bu seneler arasında saf Thrash stillerini korumayı başardı. Bunlara en bilindik örnek Slayer verilebilir. Bu seneler arasında Thrash Metal tam anlamıyla bir değişim ve etkileşim çağı yaşadı. '90ların sonları ve 2000lerde bir silkinme ve kendine gelme dönemi başladı. Birçok grup dönüş albümü diyebilceğimiz albümler yayınladı. Bunlara örnek olarak Exodus-Tempo of the Damned, Megadeth-The System Has Failed, Kreator-Violent Revolution verilebilir.
Günümüz
Günümüzde Thrash Metal '90ların sonunda ve 2000'lerin başlarında yakaladığı enerjiyi korumayı ve geliştirmeyi başarmıştır. Bir çok grup yeni albümler ve yeni çalışmalarla klasik thrash stillerine hem dönüş yapmaya hem de geliştirmeye devam etmektedir. Sonuçta unutulmaması gereken bir şeyde Thrash Metal'de Heavy Metal'in alt dallarından biridir ve mutlaka diğer dallarla etkileşim içinde olmaya devam edicektir. Sonuçta Thrash Metal diğer bir çok ekstrem metal dalları gibi öldüğü söylense bile daha güçlenerek ve gelişerek yoluna devam etmektedir. Neredeyse her müzik dalının olduğu gibi Thrash Metal'inde bölgesel farklılık gösteren kolları vardır.
Thrash Metal Nedir ve Nasıl Ortaya Çıkmıştır?